Bir Çevirmenin Dünyası

Bir çevirmen gözüyle her şey…

Bir çevirmenin güncesi

Bu işe bulaştım bulaşalı dil bilen çok kişiden “Ben de yapmak istiyorum” sözünü duyuyorum. Evde oturup istediğin saatte çalışma düşüncesi çok cazip geliyor doğal olarak. Oysa bu tür bir çalışmanın avantajlarının yanında dezavantajları da var.

Avantajlar söz konusu olduğunda en cazibi istediğiniz zaman istediğiniz ortamda çalışabilme özgürlüğü…Yeter ki dizüstü bilgisayarınız ve internet erişiminiz olsun. İnternet erişimi çok önemli… Eskiden yanımızda ansiklopediler, kalın kalın sözlükler varken şimdi bir tıkla her şeye erişiyoruz. Ve görüldüğü gibi her ortamda çalışabiliyoruz. 🙂

 

 

Bir çevirmenin güncesi Bir çevirmenin güncesi Bir çevirmenin güncesi ac6e0-553793_10151400937402222_2090753594_n
Ama büyük engellemelerle
de karşılaşıyoruz…
Yine de her koşulda çalışmaya
devam ediyoruz…

Bunlar işin şaka kısmı tabii ki… Ben sizlerle bir günde neler yaşıyorum onu paylaşmak istiyorum.Sabahları bugün hemen işlerimi bitirip çevirimin başına oturacağım ve bütün gün harıl harıl çalışacağım diye kalkıyorum. Hatta yatarken buna karar veriyorum. 🙂 Ben sabahları erken kalkarım. Dolayısıyla çalışmaya ayıracak epey zamanım oluyor. Ama bir sorunum var: Her işim bitmeden çalışmaya başlayamıyorum.Sabah kahvaltı faslı, kahvaltı sonrası çay faslı, Ada’yı (kendisi köpeğim olur) dışarı çıkartma faslı, evin toparlanması (ki bu olmazsa olmazlardan, çünkü evde bir kedi bir köpek var. O tüyler ortadan kalkmalı)… Nihayet bilgisayarın başına oturuyorum. Başlıyor muyum hemen? Tabii ki hayır! Maillere bak; Facebook’u kontrol et faslı da bitiyor ve öğle vakti geliyor. Ve nihayet kahvemi koyup başlıyorum.Sorun burada bitiyor sanıyorsunuz, değil mi? Hayır! Sizi durduran neler neler oluyor. Bazıları kendinizden kaynaklanıyor bazıları dışarıdan.Örneğin:* Bir cümleye ya da kelimeye takılıp evin içinde dolanmaya başlıyorsunuz. Aklınıza gelen hiç bir şey içinize sinmiyor. Nihayet ‘bunu bırakıp devam edeyim, sonra dönerim’ kararını verip başına oturduğunuz anda yazabileceğiniz en güzel cümle geliyor aklınıza. En başta bu kararı verince olmuyor nedense. Ya da benim işime öyle geliyor. :)* Kapı çalınıyor ve sevdiğiniz biri “Nasıl olsa evdesin, bir kahveni içeyim diye geldim,” diyor. Tabii ki çok seviniyorsunuz ama o ani bölünüş sizin tam cümleyi kafanızda oluşturduğunuz ya da hızınızı almış gittiğiniz ana denk gelebiliyor.* Tam cümlenizi süslemiş püslemiş yazmaya başlarken evden biri, bir soruyla karşınıza çıkıveriyor. Hooop o cümle uçup gidiyor. Haydi sil baştan.* Ya da sizi rahatsız etmemek için( ! )tepenize dikilip yazmanızın bitmesini bekliyor. Ve o yazı bitemiyor. Dikkat o ana dağılmış durumda zaten.* Evdesiniz ya kim hastalanır, kimin bir şeye ihtiyacı olursa sizi arıyor. Ofiste olsanız çalışıyorsunuz diye rahatsız etmeyen herkes evde olduğunuz için zamanınızın olduğunu düşünüyor.Bunları şikayet gibi dile getirdiğime bakmayın. Bazen çok yorucu gelse de bu işin güzel taraflarından biri de bu. Tabii eğer zamanla yarışmıyorsanız.

Bu konuda tüm çevirmenlerin sıkıntısı aynı sanırım: Evde Otursam Çeviri Yapsam

Reklamlar

Yorum Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 18 Nisan 2013 by in Çeviri, Kişisel, Tüm Yazılarım and tagged , , .
%d blogcu bunu beğendi: