Bir Çevirmenin Dünyası

Bir çevirmen gözüyle her şey…

Büyük şehir mi?

İki resim arasındaki farkı bulun.
 
Biri gece biri gündüz  çekilmiş mi diyeceksiniz?
 
Hayır…
 
İlk resim İstanbul, ikincisi ise Toronto.

 

İstanbul, benim için dünyanın en güzel şehri. Yıllar boyu hep “Ben büyük şehir insanıyım, küçük yerde yapamam,” dedim. Sanırım benimle aynı görüşü paylaşan çok kişi var. Buna rağmen yaklaşık yedi sene önce “Yeter” diyerek tası tarağı toplayıp Bodrum’a yerleştik. Ve fark ettik ki İstanbul’a gezmeye gitmek çok daha keyifli. Düne kadar bunun yaş ile ilgili bir karar olduğundan, belli bir yaşta, tüm güzelliklere rağmen o koşturmanın artık dayanılmaz hale geldiğinden emindim. Ve yine düne kadar bu sıkıntının sadece İstanbul için geçerli olduğunu düşünüyordum, çünkü gezdiğim diğer Avrupa şehirlerinde ne trafik konusunda İstanbul’da yaşadığım sıkıntıyı yaşamıştım ne de bu kadar koşturma, bu kadar asık suratlı insana rastlamıştım. Belli bir yaşa kadar büyük şehirde yaşanması gerektiğini, küçük yerlerin gençlere göre olmadığını düşünürdüm. Düne kadar…
 
Dün ne mi değişti? Toronto’ya gittim. Kızım ve artık oğlum olan Arda ile. Yani iki genç ile. Yani büyük şehirde yaşamanın onları daha mutlu edeceğini düşündüğüm iki kişi ile. Diplerindeki Toronto yerine neden Hamilton’ı seçtiklerini anlamakta zorluk çektiğim iki kişi ile. 

Her yer gökdelen, her yer şantiye… Bitmek tükenmez bir uğultu… Sürekli koşturan insanlar… Deli bir kalabalık… Sanki hiç büyük şehirde, hem de İstanbul gibi bir şehirde yaşamamıştım. Çok rahatsız oldum; çok yoruldum.
 
Kızım bana dönüp “Burası neden olmaz anladın mı, anne?” diye sorduğunda fark ettim ki mesele yaş değilmiş. Daha huzurlu, daha sakin bir ortamda yaşamak bir seçimmiş. 
 
Peki biz bu seçimi niye zamanında yapmadık? 
 
Sanırım cevap koşullanmalar. Liseyi bitireceksin; büyük şehirlerden birinde iyi bir üniversite kazanacaksın; mezun olduktan sonra orada kalıp iyi bir kariyer yapmaya çalışacaksın; bu arada evleneceksin; çocuk sahibi olacaksın; onların büyümesini bekleyeceksin; eğitimlerini tamamlamaları, meslek sahibi olmaları için çalışacaksın. Daha iyi bir yaşam, daha iyi bir ev, daha konforlu bir araba için çalışacaksın. Çalışacaksın, çalışacaksın, çalışacaksın… Sonra onlar kendi yollarını çizecek, sen emekli olacaksın ve daha sakin bir yere yerleşeceksin.
Ben şanslıymışım. Erken anne oldum; kızım yolunu ben çok yaşlanmadan çizdi; erken emekliliği yakaladım ve zamanında huzur duyduğum yaşama kavuştum. Ya bunu yakalayamayanlar? Yaşamı bu kadar ertelemeye değer mi? Huzurlu yaşayacağımız bir ortam için bu kadar mücadele niye? Zengin adamla balıkçının hikâyesine gelmiyor mu bu iş?
 
Kızım bunu erken fark ettiği ve yaşamını o yönde kurduğu için mutluyum. İyi bir eğitim? Evet. Kariyer? Evet. Ama bana şunu diyebiliyor: “Büyük şehirde koşturmaktan kendime, sevdiklerime ve sevdiğim konulara zaman ayıramadıktan sonra daha küçük bir yerde yaşar; kurumsal bir şirkette bulanıp, kariyer uğruna yapılan oyunların bir parçası olup, sinir bozukluğu içinde yaşayacağıma daha küçük bir şirkette, keyif aldığım ortamda, sevdiğim işi yaparım.” Haksız mı? 
Reklamlar

3 comments on “Büyük şehir mi?

  1. Mehmet Can
    6 Mayıs 2015

    Çok sevindim kızınız adına da.
    Büyük şehir, kariyer, bir illüzyon belki de. Boyunlarında firmaların tasmalarını taşıyan çalışanların sohbetlerine baktığınızda genellikle emekli olup bir sahil kasabasında huzur içinde yaşamak gibi bir ideal var. Bana hep mantıksız gelmiştir. E madem işin sonunda böyle bir hedef varsa, neden şimdiden bunu tercih etmiyor insanlar? Dediğiniz gibi belki de bir kısım gençlik için hareketli bir hayat daha tercih edilesi olabilir. Ama şahsen ben de bu konuda seçimimi yaptım ve şu hayatta daha fazla vaktimi huzurla geçirebilmek için İstanbul’u bırakıp soluğu İzmir’de aldım. Zaten bir çevirmen olarak nasıl emekli olunur onu da bilmiyorum ya, emekliliği bekleyeyim 🙂 Büyük şehri misafir olarak gezmek, ancak sonra küçük, huzurlu yerine dönmek çok daha keyifli.

    Liked by 1 kişi

  2. Z.Cakmakkan
    10 Mayıs 2013

    Çok haklı, sıra bende biliyorum.Burada ben anlatılmışım,kendimi buldum,görüyorum.Bakalım?

    Beğen

  3. Leyla atçeken
    9 Mayıs 2013

    Çok haklı kızınız.Söylediklerinize yürekten katılıyorum.Büyük şehir korkusu var bende de.Gezmek için hoş büyük şehirlerimiz.

    Beğen

Yorum Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 9 Mayıs 2013 by in Gezi Notları, Kişisel, Tüm Yazılarım and tagged , , , .
%d blogcu bunu beğendi: