Bir Çevirmenin Dünyası

Bir çevirmen gözüyle her şey…

Bir kitap okumaya çalışıyorum

Şu günlerde elimde bir kitap var. Bütün gün kitap çevirirken bir de kitap mı okuyorsun diyenler olabilir. :)) Ama okumak olmazsa olmazlarımın en başında geliyor.
Genelde “Best Seller” tabir edilen kitapları okumam; hatta uzak durmaya çalışırım. Ya da çalışırdım diyelim. Ama sanırım biraz bu blogun etkisi biraz da mesleki bozulma sonucu piyasada neler oluyor diye bakmaya başladım.
Ve ortaya şöyle bir sorun çıktı: Çeviri hataları… İfade bozuklukları…
Bunlar karşıma çıkınca okuduğum kitap başka bir boyuta taşınıyor ve ben keyifli bir kaç satır okuma sınırını aşıp alıyorum elime kalemi, cümlelerin altını çizmeye başlıyorum. Gören de çok anlamlı cümleler var ve onların altını çiziyorum sanacak.
Anlayacağınız bir keyfim vardı. O da bitti. 🙂
İşte şu an okuduğum kitapta da durum aynı…
Kapağındaki resmi görür görmez okumalıyım dediğim bu kitap bir ödeve dönüştü.
Kitabın adını, yazarını, yayınevini ve çevirmenini paylaşmayacağım sizlerle. Kimseyi rencide etmek gibi bir niyetim yok.
Sadece bazı cümleleri paylaşmak istiyorum. Bakalım sizleri de benim kadar rahatsız edecek mi bu cümleler?
Adam güneşten yanmış, kırışmış ve hafifçe topallayarak yürüyordu.
 
Sırıtarak duran iki adamda bir beklenti havası vardı.
 
O kadar da eski değil; hayattan tek istediğimin anneme sokulmak için bir fırsat bulmak olduğu, onun dilinin ve ılık gövdesinin benim için her şeyden daha büyük önem taşıdığı bir dönem vardı.
 
Lider her zamanki gibi arkada kalmıştı; ama şimdi o da çeşmenin yanındaki serin gölgelikten çıkarak yeni geleni karşılamak için öne koştu. 
 
Pek kötücül görünen…. 
 
…. atılanlardan birisi benim yakınıma düşünce patlama yan tarafıma vurdu.
 
…… kaybederdim. O zaman kim olduğumu hatırlıyor, dönüp koşarak eve gidiyordum
 
…. çocuk ve bana ifade ettikleri değer açısından ördekleri kedi Duman’ın yanına koyuyordum.
 
…. sıvışıp ortadan kayboldu.
 
… ben kırmızı alarm durumuna geçip onun pozuna öykündüm.
Bunlar, bazı okurlara çok önemli görünmeyebilir ama ben aynı el freni çekik yol almaya çalışan araba gibi hissediyorum kendimi böyle cümlelerle karşılaşınca. Bir türlü ilerleyemiyorum. Takılıp kalıyorum.
Kitabın orijinalini bulamadım; o yüzden bir kıyaslama yapamıyorum. Ama hissettiğim birebir çeviri yapılmış olduğu… Türkçe’de nasıl söylendiğine bakılmaksızın çevrildiği…
Böyle bir durumda okurların çoğunun “Ne biçim çeviri bu?” diyeceklerinden eminim. Evet, haklısınız. Ben de çok sık aynı şeyi düşünüyorum.
Ama şöyle de bir gerçek var: Çeviri yaparken tıkandığınız anlar; boş bulunup yazdığınız, o an aklınıza başkası gelmediği için kullandığınız kelimeler oluyor. Hele bir de zamanla yarışıyorsanız işiniz çok zor. İki gün önce bir tek kelime için 2.5 saat harcamış biri olarak bunu çok iyi anlayabiliyorum. Böyle bir durumda ben genellikle bilgisayarın başından kalkar başka şeyle meşgul olurum. Tabii ki bazen buna zamanınız olmuyor. O zaman da en doğrusu orayı atlayıp devam etmek…
Peki ya editörler? Onların görevi ne? Sadece yazım hatalarını düzeltmek olmasa gerek.
Ya okurlar? Kaçınız bunları yayınevleriyle paylaşıyorsunuz?
Sıfır hata demiyorum. Aslında en doğrusu o tabii ama Hint Okyanusu yerine boş bulunup Hindistan Okyanus’u yazma hatasını yapmış bir çevirmen olarak (ki fark ettiğimde çok üzüldüm) bunu demem garip olur. Çevirilerini tekrar tekrar okuyan bir çevirmen olmama rağmen gözden kaçan şeyler oluyor ve bunu da genellikle editör arkadaşlar fark ediyor.
Peki o zaman neden bu kadar çok çeviri hatası var? İşte bu konuda herkes dönüp kendini sorgulamalı? Herkes… Yayınevleri, genel yayın yönetmenleri, editörler, çevirmenler ve okurlar… Çünkü bu bir ekip çalışması.
Reklamlar

3 comments on “Bir kitap okumaya çalışıyorum

  1. Canan Furgac
    8 Ekim 2013

    Bir de bunu film izlerken yasadığınızı düsünün! Prodüksiyon çevirmeni olarak dublajlı film izleyemez olmustum bir süre, altyazılardan bile kosarak kaçıyordum. Sonra terbiye etmek zorunda kaldım kendimi, hep yanlız basıma izlemiyorum ve kimse benim dırdırımı çekmek zorunda değil diye 🙂

    Beğen

  2. Arzu Alltınanıt
    5 Temmuz 2013

    Her yayınevinin çalıştığı çevirmenler var Arzucuğum. Nedense araştırıp bir önceki çevirmenle bağlantıya geçmiyorlar. Yayınevleri daha ucuza mal etmek adına dil bilen herkes ile çalışıyorlar. Oysa dil bilmekten daha önemlisi kendi dilini bilmek. Aynı şey sanırım editörler için geçerli. Çevirmenlere gelince her dil bilen çeviri yapabilirim sanıyor. Maalesef durum bu ve bu durum okuyucular tepkilerini dile getirmedikçe sürecek gibi.

    Beğen

  3. Arzu Arinel
    5 Temmuz 2013

    Yakın zamanda, Hilary Mantel'in Kurtlar Hanedanı ve onun devamı olan Ölüleri Getirin adlı iki kitabını okudum. Thomas Cromwell'in gözünden, anı/roman tarzına yakın biçimde yazılmış, 8. Henry'nin hayatının bir dönemini anlatan toplamı 1200 sayfayı bulan iki kitap. ilk kitabın, hakkında hiçbir fikrimin olmadığı Man Booker ödülünü kazandığı belirtilmiş. Birinci kitap Artemis yayınlarından, ikincisi Alfa Basım Yayım Dağıtım'dan… Ama ikisinin Yayın yönetmeni de aynı kişi!!! çevirmenler farklı. ikisi de birbirinden kötü. o kadar ki, Arzu, senin yukarıda örneklediğin birebir çeviri, bu kitaplardaki uslubun yanında edebiyat ödülü alır! şaka etmiyorum, bir kitapçıya uğradığında eline alıp rast gele üçer sayfaya göz gezdir, inanamayacaksın. şimdi sorum şu, bu ne biçim yayıncılık, editörleri yok mu, çevirmen düzeyi nedir? her ingilizce bilen türkçe cümle kurabiliyor demem midir? bu yayınevleri niye iki birbirni izleşyen kitabı kendi bünyelerinde iki ayrı birimin adıyla çıkarır? bu piyasada neler olmaktadır????

    Beğen

Yorum Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 5 Temmuz 2013 by in Çeviri, Tüm Yazılarım and tagged , , , , .
%d blogcu bunu beğendi: