Bir Çevirmenin Dünyası

Bir çevirmen gözüyle her şey…

Gözyaşlarını içlerine ekenler, sevinç çığlıkları biçecek…

Bir gün yeni bir kitap gelir elinize… Heyecanla ilk sayfalara bakarsınız. O an ya büyük bir aşk doğar ya da bir sıkıntı hissedersiniz. İlk paragraf öylesi önemlidir ki ya bir an önce başlamak için yanıp tutuşursunuz ya da bir türlü eliniz gitmez.
Gözyaşlarının Tadı (The Sweetness of Tears) ile ilk tanıştığımda Güneşin Kızları’nı (Corban Addison) henüz bitirmiştim. Öylesine duygu yüklü bir çevirme süreciydi ki ondan sonra uzun süre aynı tadı alarak çeviri yapamayacağımı düşünüyordum.
Ve… O ilk paragrafı okudum:
Hayatımda ilk şüphe duyduğumda onu yenmeye çalıştım. Bunu gerçekten yaptım. Bana öğretilene göre şüphe, şeytanın ektiği, isyankârlığa neden olan bir meyveydi. Ama benim şüphemin Tanrı ya da İncil ile ilgisi yoktu. Daha çok kendimle ilgiliydi ve beni çok uzaklara götürecekti. Aşkı ve sadakati uzata uzata o kadar uzaklara gidecektim ki kendimle barışık bir halde tekrar geri dönebilmeyi başarmadan önce taa kırılma noktasına kadar okyanusları ve kıtaları aşacaktım. O günlerde o yılanın tıslamasını – bilmek istemediğim şeyi bilmenin beni baştan çıkartmasını-duymamak için her şeyi yaptım.  İlk başlarda sanki kendi gözlerinin sana söylediklerini inkar etmek mümkünmüş gibi gördüğümü görmezden gelerek fısıldalara kulak asmadım. Gerçek baştan çıkartma hikâyesinin nasıl son bulduğunu biliyordum ve cennetten kovulmak istemiyordum.  
 
İlk görüşte aşktı bu.
Önce Jo ile tanıştım. Jo’nun şüpheleri benim de şüphelerim oldu.
Sonra Sadiq çıktı karşıma ve “geçen ay benim için yeni doğmuş, on sekiz yaşındaki kızımla tanıştım,” dedi. Başta anlayamadım onu; kızdım; suçladım. Sonra “Maymun ile Timsah”ın hikâyesini anlattı bana; annesinden, dedesinden, babaannesinden söz etti. Kahramanım oldu.
Yepyeni kişiler girdi hayatıma. Faith Anneanne’ye hayran kaldım; Abbas Amca’ya öfkelendim; Sharif Muhammed’e üzüldüm; Angela’ya kızdım; Deena’ya acıdım.
Kendini bambaşka bir kültürün içinde bulan Jo’nun kendini keşfetme yolculuğunda ona eşlik ettim.  Çok aşina olmadığım yepyeni bir kültürü bu yolculukta tanıdım ve her anından müthiş keyif aldım.
Gözyaşlarının aslında ne kadar tatlı olduğunu öğrendim.
Ve ortaya Gözyaşları’nın Tadı çıktı.
Nafisa Haji’nin muhteşem kalemi Türkçeleşti. 16.Temmuz’da raflarda yerini alacak.
Umarım aynı keyifle okursunuz.
Tövbe etmenin en güzel yanı günah işlemektir.
Arap Atasözü
 
Ve Heyecanlı Bekleyiş Başlar
Reklamlar

Yorum Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 12 Temmuz 2013 by in Çeviri, Çevirilerim, Tüm Yazılarım and tagged , , , .
%d blogcu bunu beğendi: