Bir Çevirmenin Dünyası

Bir çevirmen gözüyle her şey…

Biraz Nostalji

İlkokul yıllarımı düşünüyorum da kitap okumak nasıl da sıkıcı bir şeydi. Ailem bana iki satır okutmak için bin bir takla atardı. Her çocuğun eline tutuşturulan Pollyanna yanılmıyorsam iki sene de zor bitmişti. Ve o meşhur Küçük Kadınlar… Bitmek bilmemişti. Kim bilir belki de daha o yıllarda “Pollyannacılık” saçma gelmişti bana. Belki de Küçük Kadınlar‘daki özverili, terbiyeli, cici bici kızlardan hoşlanmamıştım. Belki de o yüzden en sevdiğim karakter hep Jo oldu. Diğerlerinden farklı, diğerlerinden güçlüydü çünkü.
Sonra bir gün (sanırım ilkokul 4 gibi) Sokak Çalgıcısı adında bir kitap geçti elime. Ne yazarını hatırlıyorum ne de konusunu. İnternet’te yaptığım araştırmada da öyle bir kitap yok. Daha doğrusu bir Türk yazarın aynı adla bir kitabı var ki benim söz ettiğim değil. O yıllarda Milliyet Çocuk serisi vardı. Mavi ciltli küçük kitaplar… İşte o seriden bir kitap. Kitap okuma konusunda dönüm noktam olan bu kitapla ilgili hiç bir şey hatırlamıyor olmam ilginç. Şu an hiç bir şey hatırlamadığım bu kitabın hayatımı değiştirmiş olması daha da ilginç. Ardından unutamadığım bir kitap geldi. Ferenc Molnàr’ın yazdığı Pal Sokağı Çocukları… Tabii yine Milliyet Çocuk’un mavi ciltli serisinden.
Bildiğim kadarıyla artık öyle bir seri yok. Pal Sokağı Çocukları sonradan bir çok yayınevinden çıkmış; sanırım en son Can yayınlamış. Öykü 20. yüzyıl başlarında, Budapeşte’de geçer ve oyun alanlarını zengin çocuklardan (Kızıl Gömlekliler) korumaya çalışan bir grup yoksul çocuktan söz eder. İçlerinde en zayıf olan Nemeçek sonunda kendini feda eder ve ölür. 
Nemeçek’in ölümüne nasıl ağladığımı unutamam.
Çocuk kitapları Kare Dört çetesinin maceraları, Kemallettin Tuğçu romanlarıyla devam etti. Bir gün büyümem gerekti. İlk olarak Fakir Baykurt ile tanıştım. Tırpan, Yılanların Öcü, Irazca’nın Dirliği, Kaplumbağlar
Onu Yaşar Kemal, Kemal Tahir, Orhan Kemal takip etti. Ardından Rus klasikleriyle dünya edebiyatına açıldım. Ve kitap sevdam o günden sonra hiç eksilmeden devam etti. Sayısız kitap okudum. Klasiklerden beyaz dizilere, ağır felsefe kitaplarından ve denemelerden sudan aşk romanlarına, Hitler’den Marks’a, hatta Emily Bronte’nin tek romanı Uğultulu Tepeler‘den (Wuthering Heights) Grinin Elli Tonu serisine kadar…
Kimini bir solukta okudum, doyamadım; kimi bitmek bilmedi; bazılarını isyan edip yarım bıraktım. Kimi beni kahkahalara boğarken, kimi içimi acıttı, ağlattı; kimi derin derin düşündürdü. Kiminin son sayfasını okuyup rafa kaldırdım, kimi bittikten sonra uzun süre başucumda kaldı. Bazılarını dönüp tekrar okudum. Bazıları ikinci okumada daha da fazla tat verdi; kimi ilk okuduğum tadı vermedi. Gençken okuduğum bazı kitaplardaki kahramanlara aşık oldum; yıllar sonra öyle bir adamı yakınımda bile görmeye dayanamayacağımı fark ettim.
Bazıları yer etti; bazıları unutuldu.
Örneğin Altın Kitaplar’dan Nihal Yeğinobal’nın çevirisiyle çıkan bir kitap vardı: Genç Kızlar (Vincent Ewing)
Bir kız okuluna gelen Gabriel Samson adlı yakışıklı bir öğretmene aşık olan kız öğrenciler ve bu kızlardan biriyle yaşadığı derin aşkı anlatan bir kitap… Şimdi aklıma geldiğinde gülüyorum ama genç kızlığa yeni adım atan biri için ne önemli bir kitaptı. Öyle ki yıllar sonra bile Gabriel Samson adı hiç unutulmadı. Hatta lisedeki bir öğretmenimize bu ismi takmıştık. Hiç de yakışıklı olmamasına rağmen. Sanırım okulun en genç öğretmeni olduğundan hak etmişti bu unvanı.
Asla unutamadığım, dönüp dönüp hâlâ karıştırdığım, beni çok etkileyen çok sayıda kitap var. İlk aklıma gelenler şunlar:
Çocuk Kalbi, Edmondo de Amicis
Küçük Prens, A. Saint Exupéry
Şeker Portakalı, Ose Moura De Vasconcelos
Yüzyıllık Yalnızlık, Gabriel Garcia Márquez
Kolera Günlerinde Aşk, Gabriel Garcia Márquez
Sevgili Arsız Ölüm, Latife Tekin
Yenişehir’de Bir Öğle Vakti, Sevgi Soysal
Din Bu, Turan Dursun
Bir Gün Tek Başına, Vedat Türkali
Simyacı, Paulo Coelho
Ve Durgun Akardı Don, Şolohov
Yabancı, Albert Camus
Dönüşüm, Franz Kafka
İsyan Günlerinde Aşk, Ahmet Altan
Kılıç Yarası Gibi, Ahmet Altan
İki Yeşil Su Samuru, Buket Uzuner
Tutunamayanlar, Oğuz Atay
Nar, Ece Gamze Atıcı
Aslında bu liste uzar gider… Sizler ne diyorsunuz?
Reklamlar

5 comments on “Biraz Nostalji

  1. Arzu Altinanit
    10 Şubat 2014

    Bunu ben de bilmiyordum. Çok şaşırdım. Bilgi için teşekkürler.

    Liked by 1 kişi

  2. Süreyya
    10 Şubat 2014

    Merhaba, küçük bir not eklemek istedim yazınıza. Nihal Yeğinobalı Genç Kızlar romanını kendisi yazmış, ancak bazı çekincelerinden dolayı Vincent Ewing takma adıyla bastırmıştır. Benim de unutamadığım kitaplardandı, yıllar sonra bunu öğrendiğimde çok şaşırmıştım.

    Beğen

  3. Biçe Sözer
    12 Eylül 2013

    Hmmmm, bir düşüneyim.
    Bir Genç Kiz Yetişiyor ( Betty Smith)
    Bilinmeyen Bir Tanrı'ya ( John Steinbeck)
    Kemal Tahir külliyatı
    Yeşil Yillar (Cronin)
    Mukaddes Istırap ( Morton Thompson)
    İlk anda aklıma gelenler bunlar. Bu liste uzar da, demek ki hakikaten unutamadıklarım bunlarmis.

    Beğen

  4. Arzu Arinel
    11 Eylül 2013

    Dedemin (Muzaffer Akkum), Özel İnal Okulu'na başladığım gün, okuma yazmayı öğrenir öğrenmez, içinden istediğim kitabı seçip okuyabileceğimi söylediği dev bir kütüphanesi vardı. Birinci sınıfta okuma yazmayı en son söken öğrenci ben oldum, dolayısıyla o yıl okuya okuya rahmetli Sevim Öğretmen'in hediye ettiği Küçük Ali ve Dedesi isimli kitabı ancak okuyabildim!..
    Okumayı sökmüştüm sökmesine ama ne ikinci, ne üçüncü, ne de beşinci sınıfta izin çıktı Dedemin Kütüphanesi'ne… Onun yerine beni habire çocuk kitaplarıyla beslediklerini ve doymak bilmez bir iştahla okuduğumu hatırlıyorum. O kadar çok okurdum ki, sınav notlarıyla, ders yoğunluyla ilgili barajlar koymak zorunda kalırlardı.
    Beşinci sınıfı bitirdiğim sene dedemin meşhur kütüphanesine ilk izin çıktı. “İstediğin kitabı seç” dediler… İlk seçtiğim kitap Emile Zola'nın Nana'sı oldu.
    Neden?
    Hiç hatırlamıyorum, herhalde kitabın kapağında hoşuma giden bir şeyler vardı!..
    Sonrasında o kütüphaneyi yağmalayışım, yıllar boyunca hiçbir düzen, sıra ve kontrol tanımadan aklıma estiği gibi yaptığım okumalar sanırım kişiliğimi oluşturan yapı taşları arasında önemli bir yer tutar.
    ilk aklıma gelenler arasında ise şöyle bir karma karışık saysam …Ve Durgun Akardı Don (Mihail Şolohov), Harp ve Sulh (Tolstoy) , Oblomov (Gonçarov), Yüz Yıllık Yalnızlık (Marquez), Kadınlar (Bukowski), Or'da Kimse Var mı (Alev Alatlı), İvan Denisovic'in Bir Günü (Soljenitzin), Afrikalı Leo (Maalouf) filan var:))))

    Beğen

  5. cigdem kiran
    11 Eylül 2013

    Suna'nın serçeleri-Gülten Dayıoğlu sanırım bana alınan ilk ciltli kitap….annem okurdu hatta, ben daha okuma yazma bilmiyorken…ilk aşk romanım Barbara Cartland olmalı, teyzem meraklıydı ama ismini hatırlamam mümkün görünmüyor :))) bunlar kilometrelere göre hatırladıklarım ama hiç unutamadıklarım sanırım Jules Verne, Jack London o yıllarda, her hafta bir kitap alma iznim vardı, ekonomimizin gücüne göre ayarlanmıştı sanırım :)babamın bana aldığı ilk kitaplar olarak anısı olan Ömer Seyfettin in kitapları var sonra..düşünmesi keyifli bir konuymuş…

    Beğen

Yorum Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: