Bir Çevirmenin Dünyası

Bir çevirmen gözüyle her şey…

Sevdiklerime açık mektup

Ailem, dostlarım, arkadaşlarım, tanıdıklarım, dört ayaklı evlatlarım;
Kısaca tüm sevdiklerim;
Sizlerle zaman geçirmeyi inanın çok seviyorum. Sizlerle bir şeyler paylaşmaya, sohbet etmeye, sizlere yardımcı olabilmeye, birlikte bir şeyler yapmaya her zaman vakit ayırmak beni de çok mutlu eder.
Ama bu zamanı bulamadığım anlar çok sık oluyor. Çünkü görünmese de aslında çok yoğun bir tempoda çalışıyorum.
Evde çalışıyor olmam çalışmıyorum demek değil. Ofise gitmekten tek farkı saatlerimin esnek olması. Bunun avantajları da var, dezavantajları da. En büyük avantajı her sabah koştur koştur evden çıkmak, iş kıyafetleri giymek, saçınıza başınıza dikkat etmek zorunda olmamanız. Ayrıca istediğiniz ortamda , istediğiniz kıyafetle çalışma şansına sahip olmanız, istediğiniz saatte mola verebilmeniz de büyük bir lüks. Ama çok ciddi bireysel motivasyon ve konsantrasyona sahip olmanız gerekli. Çalışma disiplininizi oturtmanız ve ona bağlı kalmanız şart. Bu maalesef her zaman olmuyor. Evden çalışıyor olmanın bir dezavantajı da saatlerin çok geç vakte kadar uzayabilmesi. Bir Çevirmenin Güncesi
Hayır,bir kahve molası vermek her zaman iyi olmuyor. Benim gibi bir kahve tiryakisinin kahveyi sevdikleriyle birlikte içmesinden daha keyifli bir şey olabilir mi? Ama bazen o kahve molaları öyle bir hale geliyor ki tüm gününüz gidiyor. Tam konsantre olmuş hızla çalışırken verilen bir kahve molası tam bir felakete dönüşebiliyor.
Hayır, iki satırlık iş beş dakikada bitmiyor. Çok sık duyduğum bir söz: “İki satırlık bir çevirim var. Beş dakikanı almaz.” O iş öyle değil maalesef. O iki satırlık çeviri hızla ilerleyen bir arabanın aniden sıkı fren yapması gibi. Tepetaklak oluyorsunuz. Hatta perte çıkıyorsunuz. Üstelik zararı karşılayan bir sigortanız yok. 🙂
Evet işim var, hem de çok. “İşin var mı?” sorusu kadar beni deli eden bir şey yok. Evet, sürekli işim var hem de. Evde hayvan beslediğim için her gün silmem süpürmem gereken bir evim, iki günde bir de olsa yapılması gereken ütülerim, yapmam gereken yemek, sabah akşam gezdirmem gereken bir köpek, ev alışverişim ve tüm bunların arasında yetiştirmem gereken çevirilerim var. Sabah kalkıp bütün bu işleri bitirip, duşumu alıp çevirinin başına oturmam öğleni buluyor; hatta bazen geçiyor. Ondan sonra verimli çalışmam için bölünmemem gerekiyor.
Evet, mola veriyorum ama kafamı boşaltmak için. “Hiç mi mola vermiyorsun? O arada benim işimi bitirirsin.” Mola dinlenmek için verilir; başka bir işle uğraşmak için değil. Evet mola veriyorum; balkona çıkıp bir kahve içiyorum; yazın sahile inip iki kulaç atıyorum; bilgisayarda oyun oynuyorum; kitap okuyorum ya da televizyona bakıyorum. Bunların hiç biri bir saati geçmiyor. Bunlar benim kafa boşaltıp daha verimli çalışmam için gereken şeyler. Eğer bu süreyi başka bir çeviriyle uğraşmak ya da birilerine ders çalıştırmak için geçirirsem mola vermiş olmam.
Hayır, her istediğinizde sizinle oynayamam.  Kendini Pincher sanan koca oğlum ve kendini köpek sanan kara kızım… İkinizi de çok seviyorum; sizsiz bir yaşam düşünemeyecek kadar çok hem de. Sizlerle oynamaya, sizlerle vakit geçirmeye bayılıyorum. Beni en dinlendiren şeylerden biri. Ama lütfen çalışırken beni rahat bırakın. Sen, Ada, oyuncağını kapıp kendini acındıran gözlerle karşımda durma. Ve sen Gece klavyemin üzerinde gezinme. Patilerin doğru tuşlara basmıyor. 🙂
Çalışırken başımda durup, bir şey söylemek için işimin bitmesini beklemek çözüm değil. Çünkü tüm konsantrem o an bozuluyor zaten. Uzaktan kontrol etmek daha uygun olur diye düşünüyorum.
Evet, sabah erken kalkmam lazım, çünkü işim var. Saatli bir çalışma hayatım olmadığı için öğleye kadar uyuyor olduğumu düşünenler ya da erken kalkmama şaşıranlar… Erken kalkacağım ki kendime gelip, kahvaltı edip, Ada’yı gezdirip, ev işlerini bitirip çalışmaya başlayacağım. 15 dakikalık bir yatak keyfi 1 saatlik bir gecikme demek. Ben kalkıp, evdekiler uyumaya devam ettiğinde bile aynı şey geçerli. Herkes uyurken çalışmak bir çözüm gibi görünse de bütün işlerim bitmeden başlayamıyorum. Bu da benim manyaklığım.
Hayır, kısa bir iş için Bodrum’a gitmek 1-1.5 saatlik iş değil. Gerçekten o kadar sürede gidip gelsem bile kaybedilen süre çok daha uzun oluyor.
Evet, gazete ya da bilgisayarda okuduğunuz bir şeyi benimle paylaşmanız hoşuma gidiyor. Ama tam bir cümleyi toparlayıp yazmak üzere olduğum anda değil. 🙂
Bu yazdıklarımı sakın şikâyet ya da sitem olarak almayın. Bunlara zaman ayırmaktan rahatsız olduğumu da düşünmeyin. Tam tersi beni çok mutlu eden şeyler bunlar. Ama benden bir şey istediğinizde isteksiz bir tonla yanıt verirsem ya da hayır dersem bozulmayın, üzülmeyin. Asla şahsınıza yönelik değil. Bilin ki ya çok sıkışmış ve strese girmişimdir ya da ara vermek istemeyecek kadar verimli çalışıyorumdur.
Hepinizi çok seviyorum.

Reklamlar

4 comments on “Sevdiklerime açık mektup

  1. Arzu Altinanit
    30 Ekim 2013

    Katılmamak ne mümkün? 🙂 Serde delilik var demek ki, işi yapıyoruz. 🙂

    Beğen

  2. publiceconomist
    30 Ekim 2013

    BİR ÇEVİRMEN ADAYININ SAHİP OLMASI GEREKEN NİTELİKLER

    1. Yabancı bir dili hemen hemen anadili seviyesinde bilmeli, sadece Türk olmanın ve Türkçe konuşmanın çeviri yapmak için yeterli olmadığının bilincinde olmalıdır.
    2. Kültür ve sanata büyük değer vermeli, her şeyin üzerinde tutmalı, kitaba aşık olmalıdır.
    3. Manevi tatmini, her tür maddi getirinin üzerinde tutmalı, fedakar olmalıdır.
    4. Tarih, sosyoloji, psikoloji, felsefe, müzik, alt kültürler, coğrafya, dinler tarihi ve akla gelebilecek her türlü konudan en az birinde, tercihan hepsinde uzman olmalıdır.
    5. Hakkını aramayı sevmeyen, çileci, sakin ve uysal bir insan olmalı, şikayetten hoşlanmamalıdır.
    6. Kendisine teslim edilen kitap üzerinde, hiç aranıp sorulmadan 4 ay boyunca çalıştıktan, yayınevinin dolu programı nedeniyle 1 yıl da redaksiyon sırasının gelmesini bekledikten sonra çevirisinin beğenilmeyerek reddedilmesi türünden durumlara hazırlıklı olmalıdır.
    7. Kışları mümkün olduğunca az yakacak gerektiren sıcak güney illerinde geçirmeli, çadır ya da mağara türünden ucuz konut seçeneklerine sıcak bakmalıdır.
    8. Hindistan’da 30 yıl boyunca sadece su içerek yaşamış bilge zatın tekniğini öğrenmeli ve mükemmelleştirmelidir. Beceremiyorsa bir olta takımı edinip balığı bol bir sahil kasabasına yerleşmelidir.
    9. Kötü muameleye, maddi konularda verilmiş sözlerin yerine getirilmemesine, sürekli gecikmelere dayanıklı, sabır ve metanet sahibi bir insan olmalıdır.
    10. Yayıneviyle sözleşme imzalayabilecek kadar şanslıysa, sözleşme hükümlerinde yer alan tuhaf kelimeleri doğru anlamlarıyla kavrayacak, sözleşmenin yürürlükteki kanuna uygun olup olmadığını bilecek kadar hukuk bilgisine sahip olmalıdır.
    11. Ücretin yatırılacağı gün bankadan eli boş döndüğünde yayınevini tekrar arayacak, yayınevinin söz verdiği bir sonraki tarihte hesabı bomboş gördüğünde tekrar arayacak, bu işlemi utanç duygusuna yenilmeden emeğinin karşılığını alana kadar tekrarlayacak ısrarcı bir yapısı olmalıdır.
    12. Yayıncı ya da editörlerin meşgul insanlar olduklarını, telefonlara çıkamayacaklarını, not bırakıldığında tekrar aramayacaklarını, sekreterlerinin randevu vermekte isteksiz olduğunu peşinen kabul etmelidirler. Yayınevlerinde ulvi işler yapıldığını bilmeli, sadece kendisini ilgilendiren önemsiz para işleriyle yayınevlerini gereksiz yere meşgul ederek ülkenin kültür gelişiminin önünü tıkadığını unutmamalıdır.
    13. Bütün bu koşulları yerine getiremiyorsa, Mısırlı büyük büyük dedelerinden gelecek mirası beklemeli, ondan sonra çevirmenliğe başlamalıdır.

    Beğen

  3. Arzu Alltınanıt
    8 Ekim 2013

    Gerçekten öyle olmuş, değil mi? 🙂 Oysa yorumları okumayı çok seviyorum 😦

    Beğen

  4. Adsız
    8 Ekim 2013

    dikkatinizi dağıtmamak için yorum yazan bile olmamış 🙂

    Beğen

Yorum Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 6 Ekim 2013 by in Çeviri, Kişisel, Tüm Yazılarım and tagged , .
%d blogcu bunu beğendi: