Bir Çevirmenin Dünyası

Bir çevirmen gözüyle her şey…

Sırça Fanusta Yaşıyormuşum

Bir kitap çevirmeni olarak genelde yayınevleriyle bir sorun yaşamadan çalışıyor olsam da yıllardır beni rahatsız eden bir şeyler vardı.
– Ücretlerin verilen emeği karşılayamayacak kadar düşük olması.
– Teslim tarihi ile ödeme tarihi arasında çok uzun bir süre olması.
– Bir eseri Türkçe’ye kazandırmakta en çok emeği geçen kişilerin isimlerinin hiç anılmaması. (Çevirmenin adını kitabın kapağına yazan bir kaç yayınevi var ve bu çok hoş bir davranış.)
– Editörlerin görevlerini tam olarak yapmaması sonucu kitabın yazım hataları ile çıkması ve bundan çevirmenin sorumlu tutulması. (Çevirmenin kendi yazım hatasını görmesi maalesef her zaman mümkün olmuyor; bu yüzden editörlerin gerçekten çok dikkatli olması gerek. Ama maalesef çoğunluk ağırlıklı olarak cümlelere odaklanıp okuduğundan yazım hataları onların da gözlerinden kaçıyor.Oysa okumanın bir kaç kez yapılması ve bunlardan birinde de yazım hatalarına odaklanılması gerekmekte.)
– Bazı yayınevlerinin ucuza mal etme adına çevirmenlik vasfı yeterli olmayan kişilerle çalışması ve bu kişilerin piyasaya girmesiyle ücretlerin düşmesi. (Oysa o arkadaşlar da bu işten para kazanacaklar; belki de meslekleri olacak. Fiyat kırmak ilerde onların da zararına ama bunu düşünmüyorlar.)
– Bir yayınevinin piyasadaki çevirilerinizi dikkate almadan size deneme çevirisi göndermesi (ki bunun için genel yayın yönetmeni bir arkadaşım “Editörlerin katkısının ne olduğunu bilmedikleri için bunu yapıyorlar,” demişti. Haklı olabilir ama bu bir mazeret değil; o kitabın çıktığı yayınevinin editörü aranarak da bu sorunun cevabı alınabilir. Sonuçta bizler için zaman çok önemli.)
– Emek verip, o deneme çevirisi için zamanınızı harcayıp gönderdikten sonra hiç bir geri dönüş olmaması.(En azından neden olmadığının bildirilmesi gerekir diye düşünüyorum.)
– Bazı yayınevlerinin bu kadar emek vermiş kişiyi hiçe sayarak kitaba kafasına göre isim vermesi ve o dili bilen okurların bunu çevirmen hatası olarak sağda solda paylaşmaları.
– Okurların yorum yazarken çeviriden hiç söz etmemesi; sanki o kitaba hiç bir emeğimiz geçmemiş gibi davranması.
Ama fark ettim ki ben sırça fanus içinde yaşıyormuşum. Bundan büyük sorunları varmış meslektaşlarım.
Bir arkadaşım vesilesi ile çevirmen gruplarına üye oldum. Bu gruplarda genelde teknik çeviri yapan arkadaşlar var. Teknik çeviri benim için son derece sıkıcı ve ayrı bir uzmanlık alanı isteyen bir konu olduğu için hep uzak durdum. Bu yüzden yaptıkları işi çok takdir ediyorum. Yapacakları en ufak bir hatanın nelere mal olabileceği düşünülürse işleri gerçekten çok zor ve sorumluluk isteyen bir çalışma. Ben yapamazdım.
Böylesi bir çalışmanın arka yüzündeki sorunları duyduğumda hem çok şaşırdım hem de çok üzüldüm.
Öncelikle her önüne gelen çeviri bürosu açtığı için bu işi hakkıyla yapanlar çok zor durumda kalıyorlarmış. İnanılmaz bir rekabet var ve bu rekabeti hiç de etik olmayan bir biçimde fiyatla yapıyorlar. Müşteriden işi almak için fiyat kırıyorlar. Bu durum, hem çeviri bürosu açan uzaman kişileri ve işini hakkıyla yapan gerçek çevirmenleri iflasa kadar götürebiliyor hem de çevirmene yansıyor. Zamana karşı yarışılan bir piyasa olduğundan çevirmen çok büyük bir stres altında. Bu strese bir de düşük ücret eklenince sorunlar iyice büyüyor. Arada bir sözleşme olmadığı için ücretlerin ödenmemesi ya da çok geç ödenmesi sık rastlanan bir durum. Bayram öncesi ödemesini alamayan bir arkadaşın sıkıntısına şahit oldum. Teknik çeviri yapan arkadaşların iş başına aldıkları ücretlerin genelde çok yüksek olmadığı göz önüne alınırsa bu kadarını bile ödemeyen bir çeviri bürosuna ne kadar güvenilir?
Çeviri büroları için de zorluklar mevcut. Ben tanımasam da, kendi bürosunu açmış olan çevirmen bir arkadaşın, bu işi ehliyle yapmayıp fiyat kıran çeviri büroları yüzünden ödeme zorluğuna düştüğünü ve bu yüzden bürosunu kapatmak üzere olduğunu okudum. Ödemesini yapmadığı için grup sayfasında bir çevirmenin onun hakkında yazdığı bir yazıdan sonra belki de firma içinde kalması gereken konuları bizlerle paylaşarak açıklama yapmak zorunda kaldı. 
Bu mesleğin bu kadar ayağa düşmüş olması çok acı. Dil bilen herkes çevirmenliğe soyunursa, parası olan herkes çeviri bürosu açmaya kalkarsa bu iş olmaz. Ne yapılması gerek bilmiyorum ama belki de tek çözüm ortak bazı kararlar verip, o kararlar doğrultusunda hareket etmek. Çeviri ücretlerine, ödemelere ve çevirmenlik bürolarına bir standart getirmek. Bu mesleğin de doktorluktan, avukatlıktan ya da her hangi diğer bir meslekten daha aşağı olmadığını, eğitim gerektirdiğini insanlara anlatmak.
Eğitim derken kast ettiğim illa dil ya da tercümanlık mezunu olmak değil; iki dili de kusursuz kullanacak bilgiyi, genel kültürü kazandıracak bir eğitimden söz ediyorum. Kısaca şöyle bir ilan verilememeli:
http://www.istanbul.adalet.gov.tr/duyuru/2014tercuman.html
Bu ilandaki başvuru koşullarından biri en az ilkokul mezunu olmak… Başka söze gerek var mı? Hele bunun sözel çevirmenlik olduğu ve hukuksal işler söz konusu olduğu düşünüldüğünde durum gerçekten vahim.
Biz, kitap çevirmenleri, yukarıda saydığım türden sıkıntılar yaşasak da, çevirdiğimiz kitabı rafta görüp mesleki tatmin yaşıyoruz; okur yorumları (çoğu bizden söz etmese de) olumlu olduğunda seviniyoruz. Ya teknik çevirmen arkadaşlar? Hem bizim yaşadığımızdan daha büyük sıkıntılar yaşıyorlar hem de böyle bir doyum şansları yok.
Dedim ya, sırça fanusta yaşıyormuşum. 
Reklamlar

4 comments on “Sırça Fanusta Yaşıyormuşum

  1. Arzu Altinanit
    22 Ekim 2013

    Mutlaka vardır, sevgili Koral Özgül. Dedim ya kendi yazım hatalarımı görme konusunda körüm 🙂

    Beğen

  2. Koral Özgül
    22 Ekim 2013

    Güzel yazı. Elinize sağlık. Tek tük de olsa bu yazıda da yazım hataları yok değil. 😉

    Beğen

  3. Arzu Altinanit
    22 Ekim 2013

    Ben de özellikle iş almak adına fiyat kıran meslektaşlarımızı anlamıyorum zaten. Kendi kuyularını kazıyorlar; bizleri de içine çekiyorlar.

    Beğen

  4. Adsız
    22 Ekim 2013

    Arzu Hanım,
    Çok güzel konulara değinmişsiniz. Aslında uzun uzun tartışılacak, çözüm aranacak meseleler hepsi. Bürolar arası rekabet olması elbette doğal, fakat iş almak için ücret kıran, kırarken de farkında olmadan kendini baltalayan onca meslektaşım bunu yaparken akılları nerede? Tercümanlık her yiğidin harcı değil, daha geçen adliye'de Almanya doğumlu bir ablanın yaptığı tercümenin yetersiz olması nedeniyle geri döndüğünü gördüm. Hakkında savcı soruşturma açtı, çünkü tercüme için aldığı ücret dudak uçurtan cinstendi. O şahsı listeye dahil eden sistem, sonrada yetersizsin diye yargılıyor. Durum gerçekten komik derecede vahim!
    Saygıyla,

    Beğen

Yorum Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 22 Ekim 2013 by in Çeviri, Tüm Yazılarım and tagged , , , .
%d blogcu bunu beğendi: