Bir Çevirmenin Dünyası

Bir çevirmen gözüyle her şey…

Yazmayayım Diyorum Ama Şeytan Dürtüyor

Arkadaşlarım ve blogumu takip eden dostlar Herman Melville maceramı biliyorlar. İşte o macera bir kaç gün önce  sonlandı ve nihayet The Piazza TalesAlakarga Yayinevi’ne teslim edildi.
Olması gerekenden daha uzun bir aşk yaşadık kendisiyle 🙂 Bunun bir çok sebebi oldu: ameliyat olmam, ev taşımaları (evet, çoğul :)), ailedeki büyüklerin hastalıkları, benim Kanada yolculuğum, Maydanoz’un açılma çalışmaları benimle ilgili olanlar. Bu arada yayınevinden ayrılmalar olması, o ayrılanların yeni bir yayınevi kurması, yeni yayınevinin bu çeviriyi sahiplenmesi, giderken sözlemeleri götürüp, mailleri sildiği için asıl yayınevinin sorunu çözme süreci… Ve bu süreç içinde benim artık bunalıp “Kimseye vermiyorum,” diyerek çeviriyi bırakmam… Bir de buna mükemmeliyetçi yönüm eklenince iş Arap saçına döndü.
Gerçekten zor bir süreçti. Yukarıda söz ettiğim yaşananların yanı sıra Herman Melville gibi bir yazarı çevirmek oldukça yorucu oldu.
Herman Melville, 1819-1891yılları arasında yaşamış Amerikalı bir yazar. Türkiye’de en tanınan eseri Moby Dick. Genellikle deniz hikâyeleri, gezi yazıları yazar; alegori kullanır ve hikâyeleri çok uzundur. Uzun cümlelerle detaylı betimlemeler yapar. Ve yaşadığı yıllar da göz önüne alındığında dili hiç de kolay değil.
Benim üniversitede okuduğum yıllarda (seneyi verirsem yaşım çıkar :)) Amerikan Dili Ve Edebiyatı bölümü yoktu. Bizler, İngiliz Dili ve Edebiyatı öğrencileri olarak, Amerikan Dili ve Edebiyatı da okuduk. Hatta benim bitirme tezim Eugene O’Neill idi. Herman Melville’den azıcık daha çağdaş bir yazar…
İngiliz Edebiyatı’nın Beowulf‘unun, büyük aşkım Shakespeare’in (ki bunları çevirmeye hiç kalkışmam. Bu işin ustalarına saygısızlık olur) yanında Amerikan Edebiyatı çok güncel ve basit gelirdi bize. Herman Melville için de aynı şeyi düşünürdüm o yıllarda. Bütün eserlerinin tümünü okumadık elbet ama eserlerinden bölümler okuduk ve inceledik. Ya da biz incelediğimizi sanıyormuşuz. 🙂 Meğer çok değerli öğretmenlerimizmiş işi kolaylaştıran. Üyesi olduğum bir çevirmenler grubunda bu düşüncemi dile getirdiğim zaman üye arkadaşlarımdan biri, Mehmet Barış Gümüşbaş, şöyle bir karşılık vermişti: “Çeviri yapmanın en çok bu tarafını seviyorum, daha önce anladığınızı düşündüğünüz, ya da elbette anladığınız ama üzerinde durmadan atlayıp geçtiğiniz şeylere bambaşka gözlerle bakmanızı sağlıyor.” Kesinlikle haklı. Melville’de ben aynı şeyi yaşadım.
Beni en çok zorlayan The Piazza ve Benito Cereno adlı hikâyeler oldu. İkisinde de uzun cümleler, detaylı betimlemeler ve sayısız metafor vardı. Benito Cereno‘da tüm bunlara ek olarak bir de denizcilik terimleri mevcuttu ki bu konuda yaklaşık dört yıldır İngilizce programını yürüttüğüm, kaptanlık sınavına hazırlayan bir dershane olan Marina Dragos Bodrum’da verdiğim Denizcilik İngilizcesi derslerinin epey yararı oldu. Yine de o yıllardaki gemiler söz konusu olunca durum biraz zorlaştı tabii.
Bu arada Melville’nin Türkçe’ye çevrilen tek hikâyesi Bartleby diye biliyordum. Çeviri bittikten sonra başka bir hikâyesinin de daha önce çevrilmiş olduğunu öğrendim ve özellikle bazı terimler için neler yapılmış diye görmek istedim.
Ve elime geçti…
İşte masal bu noktada başladı. 🙂
Hikâyenin adını ve çevirmeni yazmayacağım. Ama şunu söylemeden edemiyorum: “Ne olur yapmayın. Dil bilen herkes çeviri yapmak zorunda değil. Yapmayın. Bir kitabı öldürmeyin. Zamanınıza yazık etmeyin. Yazara haksızlık etmeyin. Başka bir iş bulun kendinize.
Hatalı çevrilmiş bölümler, tamamen zıt anlamla çevrilenler, anlamsız, düşük cümleler, özne yüklem uyumsuzlukları… Neler neler… Sanki sözlüğe bakılmış, ilk anlamlar alınmış ve kelimeler arka arkaya sıralanmış.
İşte bir kaç örnek:
* … when pressed by the judges he fainted: … yargıçların önünden geçerken bayıldı.
 
* … ama gene de, son eyleminiz bir canavar için kuluçkaya yatmak oldu, yalnızca masum bir insanı değil, insanların en acınacak halde olanını peydahlamak için.
Yani:
ama sonunda hain diye kıskıvrak yakaladığınız kişi, sadece masum değil, hepsinin içindeki en acınacak durumda olan adam oldu.
 
* Ve Tanrı biliyor ya Don Amasa, yalnızca kendim güvende olmayı istediğim için mi kayığınıza atlayacak kadar heyecanlandım bilmiyorum; ama benim en iyi dostum, sizin her şeyden habersiz geminize dönüp, o gece yataklarınızdayken sizinle birlikte bütün o insanların da gafil avlanabileceği ve bir daha asla uyanamayacağınız düşüncesi bile yeterdi buna.
Yani:
Ve Tanrı şahidimdir ki, Don Amasa, her şeyden habersiz geminize döndüğünüzde, siz sevgili dostumun ve yanınızdaki kişilerin o gece yataklarında gafil avlanarak bir daha asla uyanmayacakları düşüncesi olmasaydı, sadece kendi canımı kurtarmak için kayığınıza atlamaya cesaret edebilir miydim bilmiyorum. 
* Düşünün, siz bu güvertede yürüyüp, bu kamarada otururken altınızda bal peteği gibi santim santim tünel kazılıyordu.
Yani:
Düşünün, ayağınızın altındaki her milimetre delik deşik edilirken nasıl bu güvertede yürür, nasıl bu salonda oturursunuz?
* Bu arada, sarmaladığı gemi flamasının geniş kıvrımı-döşemedeki ve bir perde gibi koltuğu zemini kaplayan kumaşın üzerindeki armaların- siyah, mavi ve sarı olmak üzere renk renk çizgileri arasında, bir renk bolluğu içindeki İspanyol’un-kan gölüne dönmüş bir alanda, metruk bir kalenin karşısında engin durulukla dolanan bir aslan gibi heyecanı yatışmıştı. 
Yani:
O sırada, gergin olan İspanyol’un gevşetmiş olduğu boynundaki flamanın geniş bir kıvrımı, bir perde gibi koltuğun kolundan sarkmış yeri süpürüyordu;  fondaki siyah, mavi ve sarı renklerin üzerindeki armanın rengârenk çizgilerinin arasında beyaz bir zemin üzerinde kükreyen bir aslan ve onun çapraz köşesinde kan kırmızısı bir alanda korunaklı bir kale görünüyordu. 
Aşçı yerine ahçı yazdığından söz bile etmeyeceğim. 🙂
Hem okura, hem yazara, hem de kendi zamanına ve emeğine yazık değil mi?
Reklamlar

Yorum Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 30 Ekim 2013 by in Çeviri, Tüm Yazılarım and tagged , , , , , , .
%d blogcu bunu beğendi: