Bir Çevirmenin Dünyası

Bir çevirmen gözüyle her şey…

Sayın Başbakan

Size “Sayın” diye hitap etmek içinden gelmiyorsa da saygı sınırlarının dışına çıkmamaya kararlıyım. Yani sizin yaptığınız şeyi, yapmamaya… Siz, bugün başbakan olmanızı sağlayan Atatürk’e, onun silah ve dava arkadaşlarına, sizi o koltuğa götüren halkınıza, sizi doğuran annenizin ve çocuklarınızın annesi eşinizin de kadın olduğunu unutarak kadınlara sürekli saygısızlık ediyorsunuz, ama ben ülkemin başbakanına bunu yapmayacağım. Kendisini onaylamasam da…
Sayın Başbakan,
Ben bir kadınım; yarım yüzyılı geride bırakmış bir kadın… Ve çeyrek yüzyılı geride bırakmış bir kız çocuğu annesiyim.
O zamanın değişiyle adı kolej olarak geçen, günümüzün Anadolu Liselerinden birinde kızlı erkekli okudum. Anadolu Liselerinin sizin tarafınızdan katledilmediği yıllarda hem de. Üstelik sadece kızlı erkekli okumadım; okulumda Müslüman öğrenci de vardı; Hıristiyan da, Yahudi de… Kökeninin neresi olduğunu sorgulamadığım, sorgulamanın aklıma gelmediği arkadaşlarım oldu. Üstelik hem kız hem de erkek. Hafta sonları kızlı erkekli sinemaya, çay bahçelerine gittik; evlerimizde kızlı erkekli partiler verdik; müzik dinledik, dans bile ettik. İçki içmiyorduk o zamanlar; yaşımız tutmuyordu. Yatılı okuduğum yıllarda aynı bahçe içindeki iki yatakhanenin biri kızlarındı, diğeri erkeklerin. Hatta okulumuzun binası ilk yapıldığı yıl kızlar yatakhanemiz hazır olmadığı için aynı binanın üst katı kızlar yatakhanesiydi, alt katı erkekler yatakhanesi… 
Çok güzel dostluklar kurduk kızlı erkekli. Çok güzel şeyler paylaştık. Aynı yemekhanede yedik, aynı sınıfta ders yaptık, yatılı olanlarımız aynı sınıfta etüde girdi, bir sene aynı binada uyudular, hafta sonları aynı mekanlarda birlikte zaman geçirdik. İnanmayacaksınız ama fuhuş yapmadık, terörist olmadık.
Evet, ülkemiz adına meydanlara çıktık. Çünkü daha güzel şeyler istiyorduk kendi vatanımız için.
Gençtik, kanımız kaynıyordu. Elbette aşık olanlarımız, çıkanlarımız, el ele tutuşanlarımız, öpüşüp koklaşanlarımız oldu aramızda. Yüreklerimiz farklı çarptı bazen. Öylesine masum duygulardı ki onlar…,
Şimdi hiç onaylamadığınız bir yaşam tarzım var. Evli değilim; imam nikâhım da yok, olamaz da… Ama 12 yıldır aynı evi, hayatı paylaştığım bir hayat arkadaşım var. Ne üzerime kuma getirdi; ne de çocuğu yaşındakilere gözünü dikti. Sizin için inanması çok güç biliyorum ama sizlerin evliliklerinden çok daha dürüst, saygılı, sevgi dolu, paylaşımcı ve sadık bir ilişki bizimki. Bu bizim kararımız. Ve ister kabul edin ister etmeyin sizi hiç ilgilendirmiyor. Biz, insanları yaşam tarzlarına göre yargılamıyoruz ki sizin yapmanız gereken de o.
27 yaşındaki bir kız çocuğu annesi olarak kızımın yaşamına da müdahale etme hakkını bulmuyorum kendimde. Tabii ki zaman zaman fikrimi söylüyorum. Kabul ediyor ya da etmiyor. Belki şimdi annesinin kızı diyeceksiniz ama o da uzun yıllardır erkek arkadaşıyla birlikte yaşıyor. Evlenirler, evlenmezler. Bu onların kararı. Anne olarak kızımı gelinlikle görmeyi elbette isterim; anneanne olmayı da. Ama sadece isterim; kararı onlar verir. Aksine saygı duyarım. 
İnanın onların ilişkisi de bir çok insana örnek olması gereken türden… 
Hani diyorsunuz ya “Hangi anne baba çocuğunun böyle yaşamasını kabul eder?” Ben ediyorum ve emin olun yalnız değilim. 
Meşhur balkon konuşmanızı hatırlıyorum da… Herkesin başbakanı olacağınızı söylemiştiniz. O zaman da inanmamıştım ama umut işte…
Siz benim başbakanım değilsiniz.
Çünkü…
Benim başbakanım kimsenin özel yaşantısına müdahale etmez. Kimsenin namusuna dil uzatmaz. Kimsenin bedeni için karar vermez. Kendi doğrularını başkalarına zorla uygulatmaya çalışmaz. Küfretmez. Halkına hakaret etmez. 
Benim başbakanım mecliste dört eşi olan milletvekillerine ses çıkartmazken başkalarının bacak arasına karışmaz. Çocuk gelinler, kadın cinayetleri, tecavüz gibi konularda sessiz kalır, hiç bir şey yapmazken benim evime, yatağıma kadar burnunu sokmaz.
Benim başbakanım haddini bilir, ülkesine hizmet eder. Üzerine vazife olmayan konularda ahkâm kesmez. 
Benim başbakanım sırf günden değiştirmek adına bu tür söylemlerde bulunmaya tenezzül etmez. Utanır.
Aslında sizin için üzülüyorum. Bunları gündem yapmanıza neden olacak nasıl bir çocukluk, nasıl bir gençlik yaşadığınızı düşündükçe bir anne olarak içim sızlıyor. 
Reklamlar

2 comments on “Sayın Başbakan

  1. Arzu Altinanit
    11 Kasım 2013

    İktidar gücünü elinde tutanlar için sayı fark etmiyor maalesef 😦

    Beğen

  2. Vladimir
    11 Kasım 2013

    Çok korkunç bir yer oldu burası. Sebebi de saysanız kaç kişidir en fazla? 😦

    Beğen

Yorum Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 8 Kasım 2013 by in Gündem, Tüm Yazılarım and tagged , , , .
%d blogcu bunu beğendi: