Bir Çevirmenin Dünyası

Bir çevirmen gözüyle her şey…

Detaylarda kaybolmak

Bizim kafamıza taktığımız detaylar yazarın aklına gelmiş midir acaba?

Bizim gibi tek bir kelime için saatlerini harcıyor mudur yazarlar da?

Bizim acaba mecazi bir anlatım mı yapmış dediğimiz cümleler için “Burada ne mecaz yapsam da çevirmen deli olsa?” diye düşünüyor mudur?

Yazarlar içlerinden geleni, düş dünyalarını, ilham perilerinin kulaklarına fısıldadıklarını kelimelere, cümlelere dökerken bizim kadar ince okuyup sık dokuyor mudur?

Bu soruların cevabını zaman zaman gerçekten merak ediyorum. Bir gün kendi kitabımı yazana kadar anlayabilmem de mümkün görünmüyor. Yanılıyor olabilirim ama bana ilham perisi kapıyı çalınca kelimeler uçup gidiyor gibi geliyor. En azından naçizane bir şeyler karalayan kendim için bunu söyleyebilirim. Kafada bir şey oluşuyor, biçimleniyor, gerekirse biraz araştırma yapılıyor, ilk satır yazıldıktan sonrası akıp gidiyor. Evet, sonra dönüp düzeltmeler yapılıyor ama kelime kelime ne yazsam diye düşünmüyor insan.

Getting Lost

O zaman biz çevirmenlerin derdi ne? Okurken rahatlıkla anladığımız çok basit bir cümle için bile “ya şunu demek istemişse”, “bu kelime daha mı anlamlı olacak?” diye kafa patlatıp, bir türlü içimize sindiremediğimiz o detaylarda saatler harcamak pek akıl işi değil kanımca. Ama hepimiz yapıyoruz, değil mi? “Utandı mı? Sıkıldı mı?” “Yorgun mu? Bitkin mi?” “Ev mi yuva mı?” gibi binlerce kelime arasında gidip gelip fincanlar dolusu kahve içiyoruz. 🙂 Hele hareketler… Tarif edilen hareketi yaparken kendimi bulduğum ama kelimelere dökerken asla yeterli kelimeleri yakalayamadığım öyle çok an oluyor ki anlatamam. Bilgisayar başında yüzünü şekilden şekle sokan, elini ağzına, kafasına götüren, garip garip nidalar çıkartan, eğilip kalkan bir çevirmen 🙂 “Böyle yapmış. Tamam da bu nasıl anlatılır?” molaları… Yanınızdaki kişiye dönüp bu hareketi biz nasıl söylüyoruz soruları… Yüzünüze garip garip bakanlar… Hele dışarıda bir yerde tek başınıza oturmuş çalışıyorsanız manzara gerçekten ilginç olmalı.

Ya daha önce çevirdiğiniz ama bir türlü içinize sinmeyen cümlenin içinize sinen söylenişini en olmadık zamanda bulmamız çok mu normal? Araştırma yaparken karşımıza çıkan kelimenin köküne kadar inmemiz, hangi dilden geldiğini merak etmemiz akıl kârı mı?

Ya takıntılıyız ya da mazoşist. Bunun başka açıklaması yok. 🙂

Not: Bir gün öyle bir kitap yazacağım ki bir sürü dile çevrilecek ve intikamımı alacağım. İmza: Sadist Çevirmen 🙂

Reklamlar

Yorum Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 12 Temmuz 2014 by in Çeviri, Kişisel, Tüm Yazılarım and tagged , , .
%d blogcu bunu beğendi: