Bir Çevirmenin Dünyası

Bir çevirmen gözüyle her şey…

Modern Çağın Güzel ve Çirkin’i

Yaşım gereği “genç yetişkin” denen gruba hitap eden kitaplar hiç ilgimi çekmezdi. Takip bile etmediğim kitaplardı onlar. Taa ki Yabancı Yayınları “Making Faces”ı çevirmemi isteyene kadar…

İlk tepkim “Bu, benim tarzım değil,” oldu.Genç yakışıklı bir delikanlı, ona aşık silik tanınan bir kız… Yok, hiç tarzım değildi. Tuğçe Nida kitabı çok sevdiğini, benim de severek çevireceğimi düşündüğünü söylediğinde bir göz atmaya karar verdim. Amazon ve Goodreads puanları çok yüksek, kitap hakkındaki okur yorumları çok olumluydu. Ve benim için en önemli bölüm, yani girişi şöyle başlıyordu:

 “Eski Yunanlılar ölümden sonra, ister iyi ister kötü olsunlar, bütün ruhların, yeryüzünün derinliklerindeki Hades Krallığı’na yani Yeraltı’na gittiklerine ve orada sonsuza dek yaşadıklarına inanırlar.” Bailey yüksek sesle okuyor; gözleri sayfada uçarcasına geziniyordu.  

                “Yeraltı, dirilerin dünyasından, çok büyük ve korkunç, üç başlı, yılan kuyruklu ve sırtında sayısız yılanbaşı olan Kerberos tarafından korunur.”  Bu canavarı etkisiz hale getirmek için elleri dışında hiçbir şeyi olmadığını bilen Herkül’ün onu ilk gördüğünde ne hissettiğini hayal eden Bailey, zihninde canlanan görüntü karşısında ürperdi.  

                “Bu, Herkül’ün son göreviydi; yerine getirmesi gereken son görev… Ve hepsinden daha zordu. Bir kez yeraltına inip canavarlar ve hayaletlerle karşılaşıp, iblisler ve efsanevi yaratıklarla savaştığında bir daha asla dirilerin dünyasına geri dönememe ihtimali olduğunu biliyordu.”

                “Ama ölüm korkutmuyordu onu. Sayısız kez ölümle yüz yüze gelmişti ve kendisinin de ebedi köleliğe erişeceği günü özlemle bekliyordu. Böylece, bir zamanlar kaybettiği ve şu an günahlarının cezasını çeken sevdiklerini Hades Krallığı’nda görme umuduyla yola çıktı.”

Bayıldım. “Bu farklı,” dedim kendi kendime. “Bir şans ver.”

İyi ki o şansı vermişim. Sıradan bir aşk kitabı, sıradan bir gençlik kitabı olduğunu düşünürken karşıma “tersyüz” olmuş hayatlar, sımsıcak dostluklar, savaş, kayıplar, hayata tutunma çabaları ve her şeye rağmen bitmeyen bir aşk çıktı. Düşündüğümün aksine çok sevdim; yaşıma rağmen Ambrose Young’a aşık olma eşiğine geldim. 🙂 Fern’e ve Bailey’e hayranlık duydum.

Amy Harmon’ın kitabı Making Faces, Tersyüz adıyla Türk okurla buluştu. Kitabın üç ana karakteri var. Ambrose, Fern ve Bailey. 10808194_341951655991179_1550961478_n

Ambrose Rose, okulun en yakışıklı, en popüler öğrencisi… Gelecek vadeden bir güreşçi… Bölge şampiyonu… Bütün kasaba halkının gururu… Geleceği parlak bir genç… 11. Eylül’de İkiz Kuleleri yıkan uçaklar, onun da hayatını değiştiriyor. Dört arkadaşını ikna ederek orduya katlıyor ve savaştan tek başına dönüyor. Hem en yakın arkadaşlarını hem de yakışıklığını kaybetmiş olarak. Suçluluk duygusu, eski halini kaybetmiş olmanın ezikliği içinde kimseye görünmeden devam ettiği yaşamına, liseden beri ona aşık olan Fern ve tekerlekli sandalyedeki Bailey dokunuyor. Sonra neler mi oluyor? Onu da okuyup görün.

Tuğçe Nida Sevin’in blogunda yazdığı gibi: “Tamamen karakter odaklı bir roman ve karakterlerin dış görünümünden çok iç güzelliklerinin ve derinliklerinin gözler önüne sunulduğu bir hikaye. Konuya karakterlerin çocuk yıllarından başlayan örneklerle girerek, nasıl bir dünyada yaşadıklarını, aslında nasıl kişiler olduklarını ve birbirleri için neler hissettiklerini çok iyi anlayarak başlıyorsunuz. Yazılan her cümle küçük de olsa bir mesaj içeriyor, düşünülerek, tartılarak yazılmış ve siz de düşünmeden edemiyorsunuz…

Tersyüz‘ü okurken tek bir yaşam, tek bir olay okumayacaksınız. Aşk, dostluk, savaş, kaybetme acısı, üzüntü ve mutluluğun mükemmel biçimde örüldüğü bir kitap okuyacaksınız.

İşte bir kaç alıntı:

“Herkes birileri için ana karakterdir.”

“Eğer bitter çikolata şarkı söyleyebilseydi sesi Ambrose Young’tan farklı olmazdı.”

“Fern: Nereden bileceksin ki? Sen daha önce “hiç kimse” oldun mu?  Ambrose: Herhangi biri olan herkes başarısız olduğu anda “hiç kimse” olur.”

“Hepimizin yüzünü Tanrı yarattıysa benimkini yaratırken kahkahalarla gülmüş müdür?”

“Şanslı olanlar geri dönmeyenlerdir.”

“Ve sonra Azrail, kemikli elini caddenin sert zemininde çıkarttı, ateş ederek saldırmaya başladı.”

“Uçurtmalar mı yoksa Balonlar mı? Fern uçurtmalar demişti, çünkü eğer uçurtma olursa uçabilirdi ama biri onu hep tutuyor olurdu. Ambrose ise balonlar demişti. “Uzaklara uçma fikri hoşuma gidiyor ve beni tutan birisinin olmasını isteyeceğimi sanmıyorum.” 

Reklamlar

2 comments on “Modern Çağın Güzel ve Çirkin’i

  1. Tuğçe Nida Sevin
    13 Aralık 2014

    Harika olmuş, ellerinize sağlık!

    Liked by 1 kişi

Yorum Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: