Bir Çevirmenin Dünyası

Bir çevirmen gözüyle her şey…

Ben Ne Düşünüyorum?

Bir süredir yazmaya vakit bulamıyorum. Aslında şu anda da böyle bir zamanım yok, çünkü yetiştirmem gereken bir çeviri var elimde. Monster in His Eyes’ı çeviriyorum. Zaman çok az… Dolayısıyla gerginlik diz boyu. Daha dün hafta sonlarını kendime ayıracak bir çalışma programı yapmam gerektiğini düşündüm. Başarılı olabilecek miyim bilmiyorum. Doğrusunu söylemek gerekirse pek de sanmıyorum. Bazen kendim aranıyorum gibi geliyor. Çok sevdiğim bir kitap çıkınca karşıma “Sıkışırım, olsun,” diyorum ve bu hiç bitmiyor.

Ama gerçek şu ki kitap okumayı, ayaklarımı uzatıp boş boş film izlemeyi, aklım çeviride kalmadan aylak aylak dolaşmayı özlüyorum zaman zaman. Ve tüm bunları yaparken vicdan azabı çekmemeyi de. Yazmak da özlediğim şeylerden biri. Seviyorum yazı yazmayı. Blog ya da hâlâ bir bölümü yazılmış, bir dosya halinde beni bekleyen romanım… Fark etmez. Yazı yazmak rahatlatıcı bir şey.

Evet, çeviri de bir tür yazmak ama aynı şey değil. Çeviri yaparken başkalarının kelimelerini, duygularını yazıyorsunuz. Oysa içinizden geldiği gibi bir şeyler karalamak bambaşka.

İşte bu yüzden, kısa bir süreliğine Naz’ı terk edip hiç değilse blogumda bir şeyler karalayayım dedim. Böylece biraz kafamı boşaltır, Naz’ı özler ve daha keyifle geri dönerim. 🙂

Bugün çevirdiğim kitapların bazılarından kısa kısa söz etmek istiyorum. Tepkiler ne oldu, ben neler hissettim, çevirirken neler yaşadım falan.

Haydi başlayalım…

Erkeğin Özüne Giden Yol

315931

Yazar: David Deida

Yayınevi: Onbir Yayınları

Uzun bir aradan sonra yaptığım ilk çeviriydi. Genelde bu tür kitapları sevmem. Kişisel gelişim için yazılan kitapların çoğunun fazla teorik olduğunu, toplumsal farklılıklar gösterdiğini, bu yüzden de her toplum için aynı oranda geçerli olmadığını düşünürüm. Buna rağmen eğlenceli bir kitaptı. Keyif alarak çevirdim; zaman zaman çok güldüm. Çok zorlandığım, nasıl ifade edeceğimi uzun uzun düşündüğüm cümleler oldu. Zaman zaman Sex and The City’deki yazar Carrie gibi hissettim kendimi. 🙂 Kesinlikle hak verdiğim yerler de oldu, “Haydi, canım,” dediğim yerler de. Büyük bir satış beklemiyordum. Olmadı da. 😦 Ama okuyanlardan olumlu eleştiri aldı. Bu da mutlu edici elbet. Zaman zaman “kitabı arıyorum, ama bulamıyorum. Çevirmeni olarak bir de size sormak istedim. Nereden bulabileceğimi biliyor musunuz?” diye mesajlar alıyorum. Maalesef yardımcı olamıyorum; bildiğim kadarıyla baskısı tükendi.

f895ba00-7921-4d40-a8af-115aa026d16a-1Geçmişin İzinden:

Yazar: Colette Caddle

Yayınevi: Feniks Kitap

En rahat çevirdiğim kitaplardan biri. Dili çok yalındı; hiç zorlanmadım. Son derece akıcı gitti ve beni hiç yormadı. Hatta günlük rekorumu kırmıştım: 80 sayfa 🙂 Sonrasında yakınından bile geçemedim bu sayının. Eğlenceli, sürprizlerle dolu bir kitaptı. Tam bir sahil kitabı. Okuyan herkes sevdi. Hakkında bloglarda yazılar çıkmadı; övgüler almadı. Ama kitap satış sitelerinde yorumlar hep olumlu.

Güneşin Kızları: 

7fb20-indir

Yazar: Corban Addison

Yayınevi: Feniks Kitap

Çevirirken gözyaşlarımı tutamadığım kitap. Küçük yaşta fuhuşa ve uyuşturucu ticaretine zorlanan iki kardeşin hikayesi. Gerçek bir hayat hikayesi değil belki ama o kadar çok Ahalya ve Sita var ki… Zaten yazar bu kitabı yazmadan önce çok araştırma yapmış, çok kişiyle konuşmuş, kitapta adı geçen mekanlara girmiş çıkmış.Dolayısıyla ortaya son derece gerçek ve iç acıtan bir eser çıkmış. Her sayfası film sahnesi gibi. İnsanın gözünün önünde canlanıyor. Öyle severek çevirdim ki bittiğinde üzüldüm.  Bu kitaptan ayrılacak olmanın hüznü bir iş daha bitirmiş olmanın sevincini bastırdı. Blog yazarları söz ettiler, büyük övgüler aldı. Gerçekten çok ama çok beğenildi. Bütün okurlar benimle aynı duyguları paylaştılar. Çok yüksek satış bekliyordum; ciddi yüksek bir satış. Hatta bir kaç baskı yapmasını… Maalesef olmadı. İlk baskısı tükendi ama devamı gelmedi. Bunun nedenini bilmiyorum. Bir çok nedeni olabilir. Türkiye’deki okur kitlesi denebilir; Türkiye’de zaten kitap satışı çok düşük denebilir; yeteri kadar tanıtılmadı, yayınevi reklamda yetersiz kaldı denebilir; dağıtımda yetersizlik oldu denebilir. Gerçekten bilmiyorum. Ama hayal kırıklığına uğradığımı kabul ediyorum. Bu arada yaptığım çeviri hatasını da utanarak bir kez daha itiraf ediyorum: Hint Okyanusu’nu Hindistan Okyanusu yapan çevirmen olarak tarihe geçtim. 🙂 “Indian”yı görünce otomatik çalışan parmaklar ve teslim etmeden önceki okumada bunu kaçıran gözler 🙂

0689f-988263_482589618493573_1271495494_n1Gözyaşlarının Tadı:

Yazar. Nafisa Haji

Yayınevi: Fenik Kitap

Çok farklı bir kültürü tanımamı sağlayan bir kitap. Nefis bir kurgusu var. Amerikalı koyu Protestan bir ailede yetişmiş Jo’nun kendini bulma yolculuğu… İlk paragrafta beni içine alan ve son sayfaya kadar bırakmayan bir kitap. Bana yepyeni bir arkadaş kazandıran bir kitap. Yazarıyla tanışma ve hatta arkadaş olma fırsatı bulduğum bir kitap. O yüzden yeri farklı. Hak ettiği ilgiyi görmedi. Bu kitapla ilgili diğer bir üzüntüm de içindeki yazım hataları. Biz çevirmenlerin genel sorunu bu. Teslim öncesi okuma yapsak bile (ki mutlaka yapıyorum) kendi yazım hatalarımız gözden kaçabiliyor. Editör arkadaşımızın da gözünden kaçmış maalesef. 😦

Veranda Öyküleri1555498_10152559946522222_1067225766_n

Yazar. Herman Melville

Yayınevi: Alakarga

Çeviri süreci ve basım sonrası beni çok üzse de gurur kaynağım. Çok zorlandım, hem de çok. Dilinin ağırlığı, Melville’i hatasız çevirmek ve o güzel betimlemeleri doğru yansıtmak çabaları… Çok yorucu bir süreçti. Bitirdiğim her paragraftan sonra hissettiğim mutluluğu kelimelere dökmem mümkün değil. Öyle üzücü olaylar yaşadım, öyle arada kaldım ki az kalsın teslim etmiyordum çeviriyi. Aklıma geldikçe hâlâ içim sıkılır. Ama değer… Çok değerli bir çocuğum Veranda Öyküleri. Ne yazık ki yayınevinden gereken ilgiyi görmedi. Bu tür kitapların okur kitlesinin çok kısıtlı olduğunu, satışlarının çok yüksek olmayacağını biliyorum. Ancak Veranda Öyküleri’nin üvey evlat muamelesi gördüğü bir gerçek. Neden, niçin? Bilmiyorum. Çok üzücü elbet. Neyse ki beni mutlu eden şeyler de çıktı karşıma.En azında şu şu değerli çevirmenlerle birlikte anıldı adım. Kimi yazarlar köşelerine taşıdı. Bir blog yazarı “Okumayanın çok şey kaybedeceği bir kitap,”dedi. Başka bir blog yazarı Orhan Kemal’in Pazartesi adlı eserindeki kahramanı Bartleby ile kıyaslarken bu kitabı referans gösterdi. Bir sayfada şöyle bir yazıyla karşılaştım; sevinçten ne yapacağımı şaşırdım.

Herman Melville, Veranda Öyküleri, Alakarga

Uzun süredir okumak için sahaf sahaf aradığım “Kâtip Bartleby” öyküsü ile beraber 6 öyküyü içeren kitap Melville’in öyküdeki başarısını nişanı. Uzun süredir aradığım bu öyküyü dilimize çevrilen ilk baskılarından okumak istiyordum. Aradığım baskıyı bulamadım. Bu eski baskıyı arama çabası, öykünün diğer çevirilerini kötü bulduğum anlamına gelmiyor. Bilakis, çok değerli isimlerin çevirileriyle karşılaştım; ama eski baskı tutkumun önüne geçemedim. Söz konusu kitabı edindiğimde içinde Bartleby öyküsünün olduğundan habersizdim. Artık en yeni baskısıyla bu kadar yakınıma gelmişken okumamak olmazdı. Nitekim şunu inanarak söylüyorum, çevirmen çok iyi iş çıkarmış. Yazar, karakter yaratma başarısını Bartleby ve Paratoner Satıcısı karakterleriyle taçlandırmış. Kitap bitince Melville’in kahramanları hayatınıza uzak bir akraba ya da hatırlamadığınız bir yerlerde tanıştığınız simalar olarak devam ediyor. Bana göre yazarın en büyük başarısı da budur. Yani, yarattığı kahramanın sayfadan taşması.
Avuntum bunlar oldu.

10557464_859705910730349_3835799705325150317_nKuşlar Öterken

Yazar: Evie Wyld
Yayınevi: Yabancı Yayınları
En ilginç deneyimim. Çevirdiğim kitaplar arasında kurgusunu en sevdiğim kitap. Sonuna kadar sizi diken üstünde tutan, çevirdiğiniz her sayfada bir sonrakini merak ettiğiniz bir çalışma. Tam beklediğim sonucu aldı. Ya çok sevildi, ya da hiç sevilmedi. En çok satanlar listesinde göremeyeceğimizi bilsem de belli bir satışı uzun süre koruyacağına, kulaktan kulağa yayılacağına inandığım bir eser. Belli seviyedeki bir okur kitlesinin seveceği türden bir kitap. Avustralya dili yüzünden çevirirken biraz zorladı; çok araştırma yapmam gerekti. “Tea” derken akşam yemeği kast edildiğini bu kitapta öğrendim. Bir de o kuş sesleri… Ahh o kuş sesleri…


Tersyüz
1960021_892246057476334_4518259045430550099_n

Yazar: Amy Harmon
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Modern çağın güzel ve çirkini. Duygu yüklü, sıcacık, akıp giden türden… Tek bir öykü barındırmıyor içinde. Farklı tatlar alınacak bir kitap. Bütün karakterleri çok sevdim, ama Bailey bir başka. Hayata ve ölüme karşı duruşu mükemmel. Okurken bir an gözünüzden yaşlar akmaya başlıyor, hemen ardından kahkahalarla gülüyorsunuz. Çeviri süreci kolaydı; çok rahat akıp gitti. Beni tek zorlayan yer güreş terimleri oldu. Bir de yazarın yaptığı ses oyunları… Ahh o ses oyunları… Ne bela… Bazı yazarlar ya kitaplarının asla çevrilmeyeceğini düşünüyorlar ya da dünyadaki tek dilin İngilizce olduğunu. Sonuçta çok, hem de çok sevildi. Çok sayıda blog yazarından çok olumlu eleştiri aldı. Bazıları çevirmen adından söz bile etmemiş olsa da 🙂
hayatimin-yedi-rengi-nicola-simpsonHayatımın Yedi Rengi
Yazar: Nicole Simpson
Yayınevi: Martı Yayınları
Taptaze bir kitap. Piyasaya henüz çıktı. Hatta benim kopyalarım elime ulaşmadı henüz. Sevilecek mi sevilmeyecek mi zaman gösterecek. Acı bir hikaye. Kızını kaybetmiş bir annenin dramı. Yazarın kendisi bu anne. Dolayısıyla daha da iç burkucu. Ancak hayatına devam etme çabaları ve bu konudaki başarısı umut verici. Nicole bir yazar değil aslında. Dolayısıyla konuşur gibi yazmış kitabı. Çeviri sırasında bu biraz zorlayıcı oldu, ama altından kalkıldı. 🙂
Şimdilik bu kadar. Ben canavarıma döneyim. 🙂
Reklamlar

One comment on “Ben Ne Düşünüyorum?

  1. ibrahim FİDANCAL
    19 Ocak 2015

    Yaptiginiz is cok saygi duyulacak bir is sizler olmasaniz biz bu guzel kitaplari okuyamazdik.hos az okuyan bir toplumuz ama olsun okuyan bir azinlik hep olacak

    Liked by 1 kişi

Yorum Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: