Bir Çevirmenin Dünyası

Bir çevirmen gözüyle her şey…

Kel Başa Şimşir Tarak

Peşinen söyleyeyim bu sefer yazım biraz ağır olacak. Dünya edebiyatından haberi olmayan, bir kaç “best seller” okuyarak kendini okur sanan ve kendilerine kitap blogları açıp bozuk bir Türkçe ile bu kitaplara yorum yapan bazı bloggerlara lafım… Bir dip not düşeyim: Bütün kitap bloggerlarına değil, bazı bloggerlara… Sakın ola ki olumsuz eleştiri karşısında bu tavrı aldığım düşünülmesin. Zaten eleştiriler çeviri konusunda değil. Üzerime alındığım bir durum yok yani. Duruş, mantık ve kalite önemli benim için. Her zaman söylerim olumlu-olumsuz her eleştiriye açığım. Ancak aklı selim insanlar tarafından yapılırsa…

Dediğim gibi ağır bir yazı bu… Okumak istemeyen burada kapatsın sayfayı.

Başlıyorum…

Yaşadığımız ülkeye şöyle bir bakıyorum.

70 yaşındaki adamlar 14 yaşındaki kızlara tacizde bulunuyor, kızın akıl sağlığı yerindeydi, rızası vardı diye beraat ediyor.

Bir kaç aylık bebek tecavüze uğruyor. Olayın farkında değildir deniyor.

Bir beden işçisi tecavüze uğruyor, mesleği yüzünden tecavüzcüsü indirim alıyor.

Travestiler, transseksüeller tecavüze uğruyor, taciz ediliyor. Zaten bu yolun yolcusu deniyor.

Hemen hemen her gün bir kadın öldürülüyor. Ah ah vah vah denip unutuluyor.

Genç kızlar tecavüze uğruyor. Üzerlerindeki kıyafet sorgulanıyor.

Bir genç kız aile bireyi tarafından tecavüze uğruyor, namus davasına o kız öldürülüyor.

Berdel denen bir olay var bu ülkede.

Çocuk gelinler gerçeği var.

Yolda karşılaştığı bir erkek arkadaşıyla selamlaştığı için öldürülen kızlar var.

Karısına tecavüz eden kocalar var. Evlilik kurumu diye ses çıkartılmıyor.

Başlık parası uğruna dedesi yaşındaki adamlarla evlendirilen küçücük kızlar var.

Sen bunların hiç birine ses çıkartma. Ya da çıkarttığın ses klavye kahramanlığından öte geçmesin. Bir kaç yazar çıksın, bir kaç kitap yazsın ve ortalığı birbirine kat. eee...-hani-yasak-kitap-olmayacakti-artik-1508121200_l

Bu kitaplar nasıl basılırmış? Bunları okuyanlar aranıyormuş. On beş yaşındakiler okursa ne olacakmış? Böyle bir adama nasıl hayran olunurmuş?

1. Bu kitaplar erotik- romans kategorisinde çıkıyor. Yani içinde erotizm var demek. Madem hoşuna gitmiyor neden koşa koşa gidip alıyorsun? Bu soruya verilen yanıt daha da komik: “Bilmiyordum.” Nasıl bilmesin? Erotik-romans yazmıyor mu? Üstelik arka kapak yazılarından ne oldukları belli değil mi? Blog yazacak kadar internet kullanıyorsun da bu kitap hakkında bilgi alacak kadar kullanmıyor musun? “Bilmiyordum” kadar komik bir açıklama olamaz.

2. 15 yaşındakiler okumayacak, kardeşim. Ebeveynler ne güne duruyor? Onların görevi değil mi çocuklarının ne okuyup ne okumadıklarını kontrol etmek? İnternet gibi bir ortamda çok daha kötüsüne ulaşma fırsatı var bu çocukların. Ulaşıyorlar da. Anne ve babanın görevlerinden biri de bu tür şeyleri kontrol edip çocuklarını onlardan uzak tutmak.

3. Böyle bir adama nasıl hayran olunursa olunsun. Sana ne? Sen olma. O adama hayran olan illa onun gibi bir adam peşinde demek değil. Bu bir fantezi dünyası. Sana uyar uymaz. Herkes istediğini düşünmekte serbest.

4. Bu tür kitapları okuyanlar aranıyor yaklaşmının mini etek giyen aranıyordan hiçbir farkı yok. Tecavüze uğrayan kadının kıyafetini, davranışını sorgulayan zihniyetle aynı zihniyet bu.

5. Bilmem farkında mısınız ama bu kitaplar fantezi, gerçek değil. Yukarıyı bir kez daha okursanız biz çok daha ağrını yaşıyoruz. Hiç değilse bu kitaplarda iki taraf da durumdan hoşnut.

İşin ironik yanı bu kişilerin çoğu, TV dizilerinde kocasının yeğeniyle aşk yaşayıp kocasını aldatan kadını alkışlıyor, aşıklar kavuşsun diye dua ediyor. Utanmasa şu koca ölse de bu gençler rahat etse diyecek. Aynı kişiler tecavüzcüsüne aşık olan ve onunla evlenen kız için mutlu oluyor. Yine aynı kişi küfürden başka hiçbir şey olmayan saçma sapan komedi filmlerine gişe rekorları kırdırıyor.

Asla aynı kategoriye koymuyorum ama ister kabul edin ister etmeyin bu tür kitaplar hep var oldu. Hatta bazıları dünya klasikleri arasına girdi. Ama siz D.H. Lawrence’ı nereden tanıyacak; Boyalı Kuş’u, Oğlak Dönencesi’ni ne bileceksiniz.

Not: Delirmiş olmama bakmayın ben bir “best seller” okuru değilim. Bu tür okuduğum sadece bir kitap var. O da  Grinin Elli Tonu ki keyif alarak okuduğumu kabul ediyorum. Diğerini ise çevirdim, dolayısıyla da okudum. Gözlerindeki Canavar. Yani bir türü ya da bir kitabı korumaya çalışmıyorum. Öfkem başkalarını yargılayan bu ön yargılı duruşa.

Reklamlar

5 comments on “Kel Başa Şimşir Tarak

  1. Shosei
    1 Mart 2015

    Sanatta özgürlüğü sonuna kadar savunuyoruz diyorsunuz bende size şunları söylemek istiyorum.
    Şu sıralar herkesin beğenerek izlediği ‘aptal’ Türk dizilerini beğenmiyorsunuz ve izleyenleri kınıyorsunuz anladığım kadarıyla. Bu konuda haklısınız. Gerçekten de öyle diziler var ki RTÜK bunlara nasıl izin veriyor diyorum ben de.Aynı şey Gözlerindeki Canavar içinde geçerli. Kurgusu itibari ile Türk dizilerinden bin kat daha edepsiz bin kat daha kötü-bana göre-. Diğer arkadaşların yorumlarını da okudum. Şikayet ettikleri kısımları dile getirmişler. Herhangi bir hakaret/küfür sözcüğü yok o Goodreads yorumlarında. Öyleyse neden bu kadar sinirlendiniz?
    O tarz diziler herkese açık yayınlanıyorsa bu tarz kitaplar da basılmalı. Sonuçta isteyen alır isteyen almaz. Benim demek istediğim herkesin görüşüne saygılı olunması gerektiği.
    Sözüm meclisten dışarı , kitabın iyi satması için bu tür yazıları kötü yorumları karalama politikası olarak görüyorum. Yayın evleri kötü yorum yazılmasına dayanamıyor ve bazı ‘yayın evi ile ortak çalışan blogger(!)’ arkadaşlar da ülkemizde bu tarz olayları eleştirirken yazıya dökülünce bayılıyorlar. Özgecan olayı kitap olsa onun katilini de sosyal medya da böyle övebilirler…

    Beğen

    • Arzu Altınanıt
      1 Mart 2015

      Yorum için teşekkürler. Ancak sanırım yorgunluktan ne demek istediğinizi tam olarak anlayamadım. O yüzden yanlış bir anlaşılma varsa şimdiden özür dilerim. “Aptal” Türk dizilerini beğenmediğim doğru ama izleyenleri kınadığım doğru değil. İnsanların beyinlerinin yıkanma yöntemi olarak gördüğüm o diziler dışında da bir şeyler izleyen ve gündemi takip eden kimseyi kınamıyorum. Kınadığım kesim hayatı o dizilerden ibaret sananlar. Ayrıca yazımda örnek verdiğim Aşk-ı Mennu ve Fatmagül’ün Suçu ne “aptal” dizi kategorisine girmez. İkisi de Türk edebiyatının değerli eserlerinin uyarlamasıdır. Bu yüzden onları diğer “aptal” dizilerle aynı kategoriye almam edebiyata saygısızlık olur. Yazımda dizilerin aptallığına değil, insanların ikiyüzlülüğüne değinmiştim. Sanırım kendimi iyi ifade edememişim. Yorumlara sinirlenme sebebimi de iyi açıklayamamışım sanırım. Orada vurguladığım da insanların ikiyüzlülüğü. Kitap türü, konusu hakkında her şey her yerde yazarken koşa koşa gidip o kitabı alanlar, kendilerini temize çıkartmak için bu tür şeyler yazınca sinirlerim elbet. İsteyen istediğini okur, istediğini izler, istediği yorumu yapar. Bu ne beni ne de bir başkasını ilgilendirmez. Ancak türü Erotik-romans olan bir kitaptan ne beklediklerini anlayabilmiş değilim. Yorumlarda hakaret yok sözünüze maalesef katılamıyorum. “Aranıldığı” iması yeteri kadar büyük bir hakaret. Sanırım o yorumlar gözünüzden kaçmış. Özgecan olayını bununla aynı kefeye koyan zihniyeti ise hiç anlamıyorum, çünkü biri gerçek ve çok acı bir olay, diğeri ise bir hayal ürünü. Bu tür yayınlar yüzünden böyle oluyor denirse “Vah insanlık” derim. Hiç düşünme, sorgulama, iyi ile kötüyü ayırma becerimiz yokmuş diye çok üzülürüm.

      Beğen

      • Shosei
        2 Mart 2015

        Şimdi açıklayınca daha anlaşılır oldu yazınız , teşekkür ederim. Elbette , sizin de haklı olduğunuz kısımlar var. Goodreads’te dediğiniz yorumları sonradan okudum ve sinirlenmeden edemedim doğrusu. Kitaba eleştiri yapmak neyse ama bu eleştirileri okuyucuya yöneltmek yanlış olmuş. Umuyorum ki her iki tarafta söylemlerini geri çeker.

        Liked by 1 kişi

  2. ecebaba
    1 Mart 2015

    Elinize sağlık. Bırakalım onlar yalnızca kendi kulaklarının duymak istediğini; gözlerinin görmek istediğini görsünler. Zaten onların nabzına göre şeker veren çok bu ülkede. Sanatın ne olduğunu bilmeyenlere özgürlükten bahsetmenin anlamı yok zaten.

    Liked by 1 kişi

  3. ecebaba
    1 Mart 2015

    Reblogged this on Barış Kahraman and commented:
    Aynen katılıyorum. Sanatta bile özgürlüğe tahammül edemeyen ama kendi uçurumuna dönüp bakmaya korkan riyakar bir güruh sarmış ortalığı.

    Liked by 1 kişi

Yorum Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 1 Mart 2015 by in Çeviri, Gündem, Kişisel, Tüm Yazılarım and tagged , , , .
%d blogcu bunu beğendi: