Bir Çevirmenin Dünyası

Bir çevirmen gözüyle her şey…

Mutluluk ve Hayal Kırıklığı

Geçenlerde Facebook profilime şöyle yazmışım:

Bir kitap çevirmeninin en mutlu olduğu an hangisidir?
a. Bilmem kaç yüz sayfalık çeviriye son noktayı koyduğu an.
b. Bilmem kaç yüz sayfalık çevirinin teslim öncesi okumasını bitirdiği an.
c. Çeviriyi eklediği yayınevine gidecek mesajın gönder tuşuna bastığı an.
d. Bitmiş çeviriyi masaüstünden kaldırıp eski çevirilerin bulunduğu dosyaya kaldırdığı an.
e. Kitap kapak tasarımını ilk gördüğü an.
f. Editöründen “Çok temiz bir çeviriydi, beni hiç yormadı,” sözünü duyduğu an.
g. Ödemeyi hesabında gördüğü an.
h. Kitap ismine karar verildiği ve bunun içine sindiği an.
ı. Kitap tanıtımları başladığı an.
j. Kitap ön satışa girdiği an.
k. Kitap raflardaki yerini aldığı an.
l. Çevirmen kopyalarının eline geçtiği an.
m. Kitapla ilgili güzel şeyler duyduğu an.
n. Bir kitapçıya girdiğinde kitabı en çok satanlarda gördüğü an.
o. Yeni bir çeviri için yeni bir sayfa açtığı an.
p. Hepsi
r. Hiç biri

Cevap elbette ‘hepsi’. Her adımda heyecan duyuyor, mutlu oluyoruz. Çünkü bizler için bir kitap çevirmek o kitabı bitirip teslim etmek değil. Her şeyi ile sahip çıkıyoruz ona ve verilen emek düşünüldüğünde bu çok doğal. Yaşanan stres ise cabası. Dolayısıyla adımızın kullanılması bizler için çok şey ifade ediyor. Bu bir şımarıklık ya da kapris değil inanın. Öylesine benimsiyoruz, öylesine bizim hissediyoruz ki aksi bizi çok üzüyor. Kitap satış sayfalarında ve hatta bloglarda bir kitabın çevirmeninin adının yazmaması bir çoğun nüfus kâğıdında anne adının yazmamasıyla eşdeğer. İnanın abartmıyorum. Her biri bizim çocuğumuz.

Sevgili meslektaşım Aslı Dağlı dün böyle bir üzüntü yaşadı. Büyük emek vererek çevirdiği Londra Caddesi’nin dün satışa çıktığını fark edince sevinç çığlıkları atarak evin içinde hoplamaya başlamış ki bu hepimizin yaptığı bir şey. 🙂 Hemen kitap satış sayfalarını açmış ve çok büyük bir hayal kırıklığı yaşamış. Kitabın kaçıncı hamur kâğıttan basıldığı da dahil olmak üzere her türlü bilgi varken çevirmen adının olmadığını görünce  çok üzüldü ve bunu hem  bizlerle paylaştı hem de yayınevine yazdı. Tanıtım bülteninde çevirmen adı yazmadığı için kitap satış sayfalarına da girmemiş. Neyse ki yayınevi özür dileyerek bu hatasını hemen düzeltti. Bir çevirmen olarak bu duyarlılıklarından dolayı teşekkür ediyorum.  34825_1430493834

Ancak…

Bu durum gerek Aslı’ya gerek ona moral vermeye çalışan bizlere zaman kaybettirdi. Enerjimizi yok etti. Çevireceğimiz bir kaç sayfayı eksik bıraktı. Olmaması gerekirdi. Yine de hatanın neresinden dönülürse kârdır diyorum.

Bu, aslında genel bir duruşun uzantısıdır. Öyle şeyler yaşıyoruz ki… Bir tarafta çevirmen adını yazmayan, bunun bizi üzdüğünü yazdığımız gülücüklü mesajlarımıza “Bu benim blogum. Size ne?” cevabı veren bloggerlar…  Yazarın dilini çok beğenip yüzeysel geçen savaş sahnelerinin çeviri hatasını olduğunu düşünen okurlar (oysa biz yazarın tarzını bozamayız; en azından bozmamamız gerek)… Kitabı sevmediği için (ki herkes sevmek zorunda değil) çoğu yeri atlayarak okuyan, bu yüzden pek bir şey anlamadığını itiraf eden ama çeviriye giydiren yorumlar… Sayfalarca kitapta tek bir harf hatası bulup çeviriyi iğrenç bulanlar… Elbette olmasa iyi olurdu ama klavyede “t” ve “y” nin yanyana olduğu düşünülünce ve sabaha karşı o harflerin birbirine karışmaya başladığı göz önüne alınınca gözden kaçabiliyor. Bu arada inanın kitapların orijinallerinde de yazım hataları var.

Yayınevleri açısından bakarsak… Üç kuruşa çeviri yaptırmaya çalışanlar… O üç kuruşu bile ödememek için binbir takla atanlar… Geç ödeyenler… Hem çok geç ödeyip hem üç kuruş verip hem de ödemeyi ikiye, üçe bölenler… Mesajlarınıza geri dönmeyenler… Tanıtım ve dağıtım konusunu umursamayıp çok satış yapması kesin olan bir kitabı öldürenler…

Bazıları bunların çözümünün dernekleşmek olduğuna inanıyor. Eski bir dernekçi olarak nedense dernek olayına sıcak bakan biri değilim. Sanırım o yüzden uzak duruyorum. İnanıyorum ki bu iş yayınevinin tutumunda biter. Bu yüzden iletişimi güçlü, her tür emeğe saygı duyan yayınevleriyle çalışmayı tercih ediyorum. Deneme yanılma süreci biraz sancılı olsa da.

Reklamlar

2 comments on “Mutluluk ve Hayal Kırıklığı

  1. selin
    24 Eylül 2016

    Hoşunuza gitmeyen ya da okurlardan olumsuz yorum almış bir kitabı çevirir miydiniz? Diyelimki parası tatminkar, sürede sıkıntı yok.

    Beğen

    • Arzu Altınanıt
      24 Eylül 2016

      Çevirmezdim Okurlardan olumsuz tepki almış bir kitap zaten satılmayacaktır. Bunu bilmek motivasyonumu yok eder. Benim hoşuma gitmeyen bir kitapla uzun bir süre geçirmek ise işkenceye dönüşür. Verimli bir sonuç alacağımı da sanmam.

      Beğen

Yorum Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 5 Mayıs 2015 by in Çeviri, Tüm Yazılarım and tagged , , , , , , .
%d blogcu bunu beğendi: