Bir Çevirmenin Dünyası

Bir çevirmen gözüyle her şey…

Ondan, Bundan

Uzun süredir yazmıyormuşum. Bir türlü düzenli yazı yazan bir blogger olamadım. Oysa çoğu işimde sistemli ve düzenliyimdir ama yazı yazmak farklı bir şey. İçinizden gelmesi lazım. Kelimeler akıp gitmiyorsa yazılmıyor. Zorla yazılırsa da okunmuyor. Dolasıyla da düzenli olmuyor. Ne diyeyim… Af ola. 🙂

Bugün ondan, bundan söz edelim dedim. Neler oluyor, neler yaşıyorum, neler yapıyorum.

Yaz ayları bitti bitmesine de Bodrum cephesinde değişen bir şey yok. Hala sıcak, hala yaz… Beni tanıyanlar kışı hiç sevmediğimi, güneşsiz günlerde tüm enerjimi yitirdiğimi, tam bir yaz insanı olduğumu bilir. Yazın doğmuş olmamdan sanırım. Bu yüzden sıcaktan asla şikayet etmeyenlerdenim. Diyeceksiniz ki denizin dibindesin, tatil yerindesin, elbette şikayet etmezsin. İnanın öyle değil. Aksine tatil yerinde yaşamaya başladıktan beri yazları şikayet eder oldum. Temmuz ve Ağustos ayı dayan11903899_10154198229712222_3463759200441097105_nılmaz durumda. Sorun sıcaklar değil, kalabalık. Tatil için buraya gelenler “Eee geleceğiz tabii,” diyecekler haklı olarak. Mesele o değil. Elbette gelecekler, elbette tatil yapacaklar. Sorun şu ki buraya gelenler arasında burayı satın almış gibi davranan ciddi bir kesim var. Yaşadıkları yerde davranırlarsa dayak yiyecekleri biçimde davranıyorlar. Olmadık yerlere park eden; başkalarını düşünmeyen; sahil sadece onlara aitmiş, marketten sadece onlar alışveriş yapıyormuş, onlar olmasa restoranlar para kazanamazmış gibi davrananlardan söz ediyorum. Huzur bozanlardan. Geldikleri yere ayak uydurmayan ve yaşadıkları şehri yanında getirenlerden. İşte bu yüzden denizin, kumsalın bana kadığı bu ayları daha çok seviyorum. Bencilce ama öyle.

Bencillik insan doğası olsa gerek. Hep ben, hep bana… Gündeme bakınca da bunu görmek mümkün. Savaşların çıkış sebebi, masum insanların ölmesi, çocuk yaştaki fidanların şehit olmasının altında yatan da kendi çıkarlarını düşünen insanlar, değil mi? İçim acıyarak takip ediyorum yaşananları. Bir anne olarak o annelerin yüreğine düşen yangını anlamamam mümkün değil. Biz rahat yataklarımızda uyurken toprağa düşen canlar… Çok acı çok. Her sabah umarım bugün bir şey yoktur diye kalkmak… Oralarda askerlik yapan bir oğlum yokken ben bunu yaşıyorsam… Ah o annelere…

Sebep? Çıkar… Hırs… İktidar… Yazık, çok yazık… 13482_10_01_57

Barış içinde yaşamak varken neyin kavgası bu? Bu topraklar hepimizin. Neyi paylaşamıyoruz? Dinlerin hepsinin mesajı barış ve kardeşlikken din uğruna nasıl insan öldürüyoruz? Gerçekten anlamıyorum. Anlamam da mümkün değil. Bütün çocukluğum bu topraklarda geçti, sayısız arkadaşım oldu. İsimlerinin hangi kökten geldiğinin hiç önemi yoktu. İnançlarını sorgulamak, köklerini araştırmak aklımıza bile gelmezdi. Arkadaştık.

Şimdilerde uygulanan ayrıştırma politikası. İnsanların inançlarına, özlerine saldırılar. Bunun için yapılan katliamlar. Ve işin acı tarafı bunun altında yatanı fark etmeyen, bunu destekleyen büyük bir grup. Okumayan, araştırmayan, sorgulamayan insanlar bunlar. Dizilerle, evlilik programlarıyla, saçma sapan yarışmalarla uyutulan insanlar.

Oysa “Oku” demez mi bizim dinimiz? Oku, araştır, sorgula…

Cehaletin diz boyu olduğu bir ortamda okuyan, araştıran, sorgulayan bir insan olmanın acısını yaşamamak, delirmemek, öfkelenmemek mümkün değil. Yine de yaşam devam ediyor. Çeviriler devam ediyor. Vitale ile olan randevularımı hiç aksatmıyorum. #Vitale der ki notlarımla merakla bekleyenleri deli etmeye de devam ediyorum. 🙂 Sürekli ne oldu, evlenecekler mi, kitap ne zaman çıkacak, çeviri ne zaman bitecek soruları geliyor? Ne olduğunu kitabı okuyana kadar elbette öğrenemeyeceksiniz. Evlenip evlenmediklerini de… (İmza: Hain çevirmen). Ama şunu söyleyebilirim: İlk kitapta havada kalan her şey açığa çıkıyor. (Bunun da detayları bende saklı.) İlk kitapta Vitale’den nefret edenler ona aşık olabilir, Karissa’yı salak bulanlar geri adım atabilirler. 🙂 Belki de yalan söylüyorum. 🙂 Belki de tam tersi. 🙂 Kitabın çevirisini Ekim’de teslim edeceğim. Çoğu bitti. Çıkış tarihi için bir şey söyleyemem. Onu duyurmak yayınevinin işi. Ben de aynı heyecanla bekliyorum. Hem bunu, hem de halihazırda teslim edilmiş iki çevirimi. Kızgın Kum Bahçesi ve Bir Başka Mavi. Görünen o ki üçü de arka arkaya çıkacak.

Bu cephede yaşananlar bunlar… Sizler neler yapıyorsunuz?

Reklamlar

Yorum Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: