Bir Çevirmenin Dünyası

Bir çevirmen gözüyle her şey…

Meslek mi? Hobi mi?

Meslektaşlarımın çoğu (hatta hepsi) şu tür konuşmaları sık sık duyuyordur:

-Ne iş yapıyorsun?

“Çevirmenim.

-Aaa öyle mi? Ne üzerine?

-Kitap çeviriyorum.

-Hangi dil?

-İngilizceden Türkçeye.

-Çok iyi İngilizce bilmek gerek, değil mi?

-Elbette ama asıl kendi dilini çok iyi bilmelisin.

-Yaa çok zor. Sıkılmıyor musun?

İşte bu son soruya genellikle “Yoo, büyük keyif alıyorum,” diye cevap veriyordum. Ta ki geçen güne kadar. Geçen gün ağzımdan şöyle bir cümle çıktı. “Yoo. Tam tersi ben hobimlerimle uğraşıyorum, bir de üzerine para kazanıyorum.”

“Ben hobimlerimle uğraşıyorum.” Kilit cümle buydu aslında. Durup düşündüğümde fark ettim ki gerçek bu.

naturelkkb1

İşte bununla

Benim gençliğimde diyeceğim olmayacak ama öyle 😀 Evet, benim gençliğimde anket defteri denen bir şey vardı. Bir sürü soru olurdu içinde. Bu sorulardan biri de “Hobileriniz nelerdir?”di. Oraya verilen cevaplar her zamanki klasik cevaplardı. “Kitap okumak, müzik dinlemek, sinemaya gitmek…” Benim bunlara ek bir cevabım daha vardı: “Yazı yazmak. / Bir şeyler karalamak.” Evet, bayılırdım buna. Hatta o yıllarda dile getiremediğim duygularımı kaleme döker rahatlardım. Günlük tutardım. Bir şeyler karaladığım, alıntılar yazdığım defterlerim vardı. En çok da dışı tahta, yumuşak uçlu kurşun kalemle yazmayı severdim. Hâlâ da en sevdiğim odur. Ama artık klavye çıktı, mertlik bozuldu.

Kitap okumak ise öyle laf olsun diye yazılan bir hobi değildi benim için. Okulda, otobüste, durakta, dolmuşta ve hatta yürürken kitap okumaktan söz ediyorum.

Biraz daha büyüyünce bunlara yeni bir hobi daha eklendi. “Farklı kültürleri tanımak.”

Şu an yaptığım işe dönüp bakıyorum da bu üç hobimi bir arada yapıyorum. Kitap okuyorum, hem de orijinalini. Yazıyorum. Evet, yazdığım yazarın dili ama kullandığım benim kelimelerim. Onların nasıl sıralanacağı da benim kararım. Ve çok farklı kültürlerle tanışıyorum. Hiç gitmediğim yerlere seyahat ediyor, hayatta olmadığım yıllarda yaşıyorum.

Kısacası çalışmıyorum; hobilerimi yapıyor ve para kazanıyorum. Bu işi bu kadar sevme nedenim de bu olsa gerek.

Hiç mi sıkan, rahatsız eden yönleri yok. Elbette var.

12003157_10154267810817222_5452904048144249410_n

Elekrik kesilince kitap okuma lambası devreye girer. 

Beni en rahatsız eden, hatta üzen bu iş yüzünden kitap okuma hızımın yavaşlamış olması. Evde ayaklarımı uzatıp kitap okumaya kalktığımda vicdan azabı çekiyorum. “Bunu okuyana kadar, git çevirinin başına otur,” diyorum kendi kendime. Artık sadece seyahatte ve yatakta kitap okur oldum. Bir de elektrik kesilince…
Dolayısıyla bir kitabı okuma sürem uzuyor, okuduğum kitap sayısı azalıyor. Çevirdiklerimi de okuyorum, doğru. Ancak onlar bir yere kadar benim seçimim. En çok özlediğim şey sahilde uzanıp kitap okumak. Uzun zamandır vicdan azabı çekmeden yapamadığım bir şey bu.

İkincisi ise yazma konusu. En büyük düşüm kendi kitabımı yazmak. Bunun çalışmasına başladım üstelik. Hatta bir kısmını yazdım. Ama çeviriler arasında fırsat bulup tüm dikkatimi ona veremiyor, dolayısıyla ilerleyemiyorum. Başkalarının kelimelerini dillendirmekten büyük keyif alsam da kendi kelimelerimi dillendirebilmenin özlemini çekiyorum.

Yine de hobilerini meslek olarak yapan şanslı azınlıktan biriyim. Ne mutlu bana. Daha az kitap okusam da kendi romanıma zaman ayıramasam da çevirdiğim o kitaplar elime geçtiğinde hissetiğim mutluluk, beğeni aldıklarında duyduğum sevinç paha biçilmez.

Reklamlar

3 comments on “Meslek mi? Hobi mi?

  1. ademhavva2013
    29 Eylül 2015

    Duygularınızı çok hoş ifade etmişsiniz. Benim asıl merakım bir çevirmen acaba çevirisini yaptığı kitabı hiç mi değiştirmek istemez. Mesela aslında masum bir karakteri birazcık kelime oyunu ile okurun gözünde suçlu konuma getirmez. Bu kadar objektif olabilir mi. Filmlerde soyguncuların çoğu zaman kurtlmasını istememiz gibi çevirmende bazı karakterleri gerçeğinden daha sevimli göstermek istemez mi? Ya da ben olsam hikayeyi farklı sonlandırıdım deyip benzer bir hikaye yazıp istediği gibi devam ettirmez mi? Nasıl engel olabiliyorsunuz kendinize? Ben olamazdım ve galiba bunun için asla çevirmen olamam 🙂

    Liked by 1 kişi

    • Arzu Altınanıt
      30 Eylül 2015

      Öncelikle çok teşekkür ederim. Ne güzel bir konuya değinmişsiniz. Bu duyguları zaman zaman elbette yaşıyoruz. Özellikle kitabın sonunu değiştirmek konusunda. Ama böyle bir şansımız yok, değil mi? 😀

      Beğen

  2. bahce perim
    28 Eylül 2015

    Gerçekten çok şanslınız. Ne diyelim? Darısı başımıza.

    Liked by 1 kişi

Yorum Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 27 Eylül 2015 by in Çeviri, Kişisel, Tüm Yazılarım and tagged , , , , .
%d blogcu bunu beğendi: