Bir Çevirmenin Dünyası

Bir çevirmen gözüyle her şey…

Ben Demiyorum, Üstadlar Söylemiş

Bu seferki yazım bana ait değil. İki üstada ait. Bir bizden, diğeri yurtdışından. Biri yıllar öncesinden, diğeri günümüzden. Hasan Ali Yücel ve Tim Parks.

Ben yorumsuz paylaşıyorum, yorum okurun.

Bu iki paylaşım için sevgili meslektaşlarım Zuhal İnan Baycılı ve Aslı Dağlı’ya teşekkürler. Ben onlardan çaldım. 😀

indir (2)Sanat şubeleri içinde edebiyat, zihin unsurları en zengin olanıdır. Bunun içindir ki bir milletin diğer milletler edebiyatını kendi dilinde, daha doğrusu kendi idrakinde tekrar etmesi, zeka ve anlama kudretini o eserler nispetinde artırması, canlandırması ve yeniden yaratmasıdır. İşte tercüme faaliyetini, biz, bu bakımdan ehemmiyetli ve medeniyet davamız için müessir bellemekteyiz. Zekasının her cephesini bu türlü eserlerin her türlüsüne tevcih edebilmiş milletlerde düşüncenin en silinmez vasıtası olan yazı ve onun mimarisi demek olan edebiyat, bütün kütlenin ruhuna kadar işleyen ve sinen bir tesire sahiptir. Bu tesirdeki fert ve cemiyet ittisali, zamanda ve mekanda bütün hudutları delip aşacak bir sağlamlık ve yaygınlığı gösterir. Hangi milletin kütüphanesi bu yönden zenginse o millet, medeniyet aleminde daha yüksek bir idrak seviyesinde demektir. Bu itibarla tercüme hareketini sistemli ve dikkatli bir surette idare etmek, Türk irfanının en önemli bir cephesini kuvvetlendirmek, onun gelişmesine, ilerlemesine hizmet etmektir. Bu yolda bilgi ve emeklerini esirgemeyen Türk münevverlerine şükranla duyguluyum. Onların himmetleriye beş sene içinde, hiç değilse devlet eli ile yüz ciltlik, hususi teşebbüslerin gayreti ve gene devletin yardımı ile, onun dört beş misli fazla olmak üzere zengin bir tercüme kütüphanemiz olacaktır. Bilhassa Türk dilinin, bu emeklerden elde edeceği büyük faydayı düşünüp de şimdiden tercüme faaliyetine yakın ilgi ve sevgi duymamak, hiçbir Türk okuru için mümkün olamayacaktır.

23 Haziran 1941 

Maarif Vekili

Hasan Ali Yücel

Tim-ParksBayılarak okuduğunuz Milan Kundera kitaplarını kim yazdı? Cevap: Michael Henry Heim. Pek yaman olduğunu düşündüğünüz Orhan Pamuk’unkileri? Maureen Freely. Engin bir hayal gücüne sahip Roberto Calasso’nun kitaplarını kim yazdı peki? Ben yazdım.
Çevirmen, işini yapıp ortadan kaybolmalıdır. Muhteşem, karizmatik, yaratıcı yazar, dünyanın her tarafında yerini almak ister. Okurlarının çoğunun aslında kendisini okuyor olmadığı gerçeği ise, kabul etmek isteyeceği en son şeydir.
Okuyucular da aynı hisse sahiptir. Muhteşemliğin kendisiyle yakın temas içinde olmak isterler. Bu metnin Bremen’deki bir küçük bir evde veya Osaka’nın kenar mahallelerindeki yüksek bir apartman katında, azıcık ücret karşılığında yazıldığını bilmek istemezler. Çocuklar niçin, JK Rowling’in aslında sigaraları art arda dizen bir emekli olduğunu öğrenmeyi arzu etsinler ki? Romanlarımı okuyan kişiler benimle tanıştıklarında, çeviri de yapıyor olmam karşısında hayal kırıklığına uğruyorlar; sanki bu iş, “önemli” biri olduğunu ümit ettikleri yazarı küçük düşürüyormuş gibi.
Globalizmle bireyciliğin suç ortaklığıdır bu; nerede yapılmış, nerede yazılmış olursa olsun, izlediğimiz her filmde, okuduğumuz her kitapta aynı deneyimi yaşarız. Aslında bir aracıya ihtiyaç duyduğumuzun hatırlatılması, hevesimizi nasıl da kaçırır; Çinlilerin eline geçen, kitaplarımın bir aracı üzerinden gelen varyantıdır; ben de Dostoyevski’yi bir aracı üzerinden okuyorum.
Birkaç yıl önce yazar Kazuo Ishiguro, İngiliz meslektaşlarını, metinlerini çeviriyi zorlaştıracak şekilde yazdıkları için kınamıştı. Söylediğine göre, bu kadar sade bir üslûpla yazmasının sebeplerinden biri, kitaplarının dünyanın her tarafında yeniden üretilebilmesini sağlamakmış.
Peki Shakespeare, Fransız okuyucularını düşünerek kelime oyunlarını azaltsaydı ne olurdu? Ya da Dickens, Micawber’ın konuşmaları Japoncaya nasıl çevrilecek diye kaygılansaydı?
Kundera için çeviri daha da önemli bir meseleydi; zira çevrilirken üslubunun sıradan hale getirildiği kanısındaydı. “Saptırılmış Vasiyetler” adlı eserinde, şöyle gürlüyordu: “Çevirmenin üstündeki otorite, yazarın kişisel üslubu olmalıdır… Oysa çevirmenlerin çoğu başka bir otoriteye, basmakalıp ‘iyi Fransızca, Almanca ya da İtalyanca’ çeviri anlayışının otoritesine boyun eğerler’.”
Lakin dilsel bir normdan sapmak, sadece kaynak dil bağlamında anlam taşır. Lawrence Âşık Kadınlar’da, uykusuzluk çeken Gudrun’dan bahisle, “mükemmel bilinç haline yıkılmıştı” (“she was destroyed into perfect consciousness”) şeklinde ürpertici bir ifade kullanır. Ama ya burada yıkım bir tür dönüşüm olarak anlaşılmışsa; ya da bilinç olumsuz görülmüşse?
Çevirmenin tam olarak ne yaptığını asla bilemezsiniz. Çevirdiği kitabın gerisinde duran tüm kitapların ayırdında olarak, nüansları ve kültürel imaları manyakça bir dikkatle okur; sonra bu inanılmaz derecede karmaşık şeyi kendi dilinde yeniden yazmaya koyulur. Bunu yaparken her şeyi, özgün metinle ilgili deneyim değişmeyecek, yahut ona mümkün olduğunca yakın olacak şekilde tekrar detaylandırıp değiştirir. Her bir cümlede, en sadakatli hürmetle en mahirce dikkati bir araya getirmek zorundadır. Pisa Kulesi’ni Manhattan’ın merkezine taşıdığınızı ve herkesi kulenin doğru yerde olduğuna ikna etmeye çalıştığınızı düşünün; için ölçeği bu kadar büyüktür işte. Kendi romanlarımı yazarken her zaman, organizasyon ve hayal gücünden yana büyük çaba sarf etmişimdir, ama cümle cümle çeviri, entelektüel açıdan daha külfetlidir. Olumlu yanından bakarsak, başka bir yazarın kendi eserini nasıl oluşturduğunu uygulamalı olarak deneyimlemek, bir yıl boyunca yaratıcı yazarlık dersi almaya eşdeğerdir. Çok az yazarın çeviriye “gönül indirmesi” ne kadar yazık.
Elbette çevirmen zayıfsa, uyuşmada kimi tuhaflıklar ortaya çıkacaktır (içeriği yakalamış, fakat üslubu kaçırmışsınızdır); yahut metin akıcı fakat isabetsiz olacaktır (üslubu yakalamış, fakat içeriği kaçırmışsınızdır). En başarılı –özgün metin üzerinde en derinlemesine kavrayışa ve kendi dilinin en büyük imkânlarına sahip olan– çevirmen, üslûpla içeriği hem yepyeni, hem de asıl modele şaşılacak derecede sadık olacak biçimde bir araya getiren kişidir.
Çevirmen arada sırada, bireysel dehanın kutlandığı şenliklere, kariyerini ileri taşıdığı, hatta oluşturduğu büyük bir adamın konuğu olarak katılır. New York’da Mr Eco, Almanya’da Mr Rushdie’dir o. Aldığı milyonlarca karardan ötürü değil, Rushdie’yi veya Eco’yu çevirdiği için takdir görmektedir. Daha bahtsız yazarlar için harika işler yapmış olsa, ismini hiç duymayacaktık.
İşte bu yüzden, genç çevirmenler için bir ödül koyan Harvill Secker’ı alkışlamak gerekiyor; çevirmeni ünlü bir isimle bağlantısı yüzünden değil, bir hikâyeyi başkalarından daha ikna edici şekilde çevirdiği için konulmuş az sayıda ödülden biridir bu.
Her neslin, kendi çevirmenlerine ihtiyacı vardır. Güzel bir edebiyat eserinin asla güncellenmesi gerekmez; oysa bir çeviri, ne denli harika olsa da zamanla toz tutar. Pope’un Homeros’unu okurken, Homeros’tan ziyade Pope’u duyarız. Constance Garnett’ın Tolstoy’unu okurken, 19. yüzyıl sonları İngiltere’sinin sesini duyarız. Büyük eserleri yeniden ele alıp, onları kendi dilimize uydurmamız icap eder. Bunun için taze zihinlere, taze seslere ihtiyaç duyuyoruz. Her yıl birkaç dakikalığına, çevirmenlerin önemli olduğunu gerçekten kabul etmemiz, en iyi çeviriyi okuduğumuzdan emin olmamız gerekiyor.

Tim Parks 

Çevirmenler Niçin Biraz Takdiri Hak Ediyor (The Observer, 25 Nisan 2010)

Reklamlar

One comment on “Ben Demiyorum, Üstadlar Söylemiş

  1. Zuhal Baycılı
    2 Ekim 2015

    Bizler de her ne şart altında olursa olsun, idealist bir sevdayla bu davanın neferi olacağız. Bizler gelecek kuşaklardık, o kütüphaneyi zenginleştirmek bizim bu ulusa yapacağımız en önemli katkı olacaktır. Bayrağı onlardan devraldık, yılmadan, devam..

    Liked by 1 kişi

Yorum Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 2 Ekim 2015 by in Çeviri, Tüm Yazılarım and tagged , , , .
%d blogcu bunu beğendi: