Bir Çevirmenin Dünyası

Bir çevirmen gözüyle her şey…

Çevirmen Dinlenmeye Karar Verirse…

Hayatım boyunca aşırı titiz bir kadın olmadım ama hep düzenli oldum. Ev işlerini hiç ama hiç sevmesem de her gün evimi toparladım. Hatta sürekli dört ayaklılarla yaşanan bir ev olduğundan en azından mutlaka süpürdüm. Bu, yirmi yıllık aktif çalışma hayatımda da böyleydi, evde çeviri yapmaya başladıktan sonra da değişmedi. Ve bilen bilir bu işleri bitirmeden iş başı yapamamak gibi bir deliliğim bile var. 😀

Buna rağmen son günler krizinde bazı şeyleri görmezden gelmeyi, yemek yapmayı aklıma bile getirmemeyi, ütülere dokunmamayı, çalışma masam, koltuğum, klavyem ve bilgisayarımla bütünleşmeyi çok iyi beceririm. 😀

Son birkaç kitaptır son gün krizi sınırlarında yaşıyordum. Hiç ara vermeden, hatta birini teslim ettikten en fazla bir saat sonra başlayarak sırasıyla Tersyüz, Hayatımın Yedi Rengi, Gözlerindeki CanavarKızgın Kum BahçesiBir Başka Mavi ve Ruhumdaki Canavar‘ı çevirince evim alarm vermeye başladı. Vitale ile vedalaştıktan sonra seçim sonrasına kadar (ki bu on iki güne denk geliyor) yeni çeviriye başlamama, evimle ilgilenme ve kendime zaman ayırma kararı aldım.

Altıncı gündeyim ve durum şudur:

  • İki gün boyunca ev resmen alt üst edildi. Boşalmayan dolap, silinmeyen köşe, yıkanmayan kumaş kalmadı.
  • Birikmiş tüm ütüler bitti, yerleştirildi.
  • Buzdolabı baştan sona boşatılıp pırıl pırıl yapıldı.
  • Bu iki günden sonra artık yakınımda olan ve yeni evini kurmaya çalışan kızımla bütün bir gün Bodrum’un altı üstüne getirildi. Süslenmeye de zaman ayrıldı. 😀
  • Dördüncü gün kızımın evine el atıldı. Orası toparlandı, temizlendi, yerleştirildi.

Ve ben bittim. Çeviri yaparken şikayet ettiğim o sırt, bel, boyun ağrıları meğer sızıymış. Uzun süred12190972_10154339978612222_1143887818542016735_nir böylesi yorulduğumu, böylesi parmağı kımıldatamaz hale geldiğimi hatırlamıyorum desem yalan olmaz.

Bu dört günün sonunda sıra sevdiğim, özlediğim şeyleri yapmaya geldi. Ayaklarını uzat kitap oku, film
seyret, dolaş. Son iki gündür yaptığım tam anlamıyla bu. Bir keyif bir keyif. İstediğim gibi kitap okuyorum ve bunu yaparken bekleyen bir çevirim var diye vicdan azabı duymuyorum. Hatta dün elimde kitapla biraz kestirme lüksünü bile yaşadım.  Akşama do11231917_10153900262257222_8218357029173766853_nğru “Bunu yapmasan kaç sayfa daha çeviririm,” diye düşünmeden keyif yapıyorum. Akşamları aklım bilgisayarımda olmadan film üzerine film izliyorum. Bir yere gittiğimde ya da birileriyle oturduğumda “Dönmem gerek, kalkmam gerek,” diye düşünmüyorum. Sabahları erken kalkacağım diye çaba harcamıyor, geceleri kafama cümleler takıldığı için uykumdan uyanmıyorum.

Kısaca ev kadınlığının tadını çıkarıyorum. Böyle bir yaşamın hayali bile güzel değil mi?

İşte bundan hiç emin değilim. Şu altı gün içinde karar verdim ki yaşam tarzım bu olsaydı ben kafayı yerdim. Çünkü çok yorucu ve çok sıkıcı. Ev kadınlarının işi gerçekten çok zor. Her gün aynı işleri yapmak ve ertesi güne yapılanlardan geri hiçbir şey kalmaması… Ve bunun bitmek tükenmez yorgunluğu… Dönüp baktığında iş çok, ortada bir şey yok. Evet, biz de çok ama çok yoruluyoruz ama elimize geçen bir ürün var, “ben yaptım,” diye ömür boyu gösterebileceğimiz bir şey. Ev kadınları bu bağlamda gerçekten takdire şayan. Dayanılacak gibi değilmiş.

İşin sıkıcı bölümüne gelince. Evet, şu an ben inanılmaz keyif alıyorum ama bu geçiçi bir süre. Şu an en sevdiğim ve yapacak zaman bulamadığım şeylere vakit ayırıyor olabilmenin keyfi bu. Aksi takdirde ne kitap okumak keyif verirdi ne film izlemek ne de sevdiğim diğer şeyleri yapmak.

Kısaca ben altı günde sıkılmaya başladım. Bakalım kaç gün daha dayanacağım. Bir yanım verdiğim karara uyma konusunda çok ısrarlıyken diğer yanım aç dosyayı yavaş yavaş başla diyor. Göreceğiz… Ama şu an ikinci yanımı dinleyeceğim gibi geliyor. 😀

Reklamlar

6 comments on “Çevirmen Dinlenmeye Karar Verirse…

  1. Mehmet Can
    27 Ekim 2015

    Dört gündür çalışma odamı, masamı toplamayı, gereksiz kağıt, CD ve ıvır zıvırları atıp, silip süpürüp öyle çeviri başına oturmayı planlıyorum. Evet, şu an beşinci gün. Masa ve çekmecelerdeki gereksiz her şey atıldı, evde orijinal olan eski film DVD’leri ve müzik CD’lerini dışındaki bütün çekme CD’ler atıldı, ne de olsa artık gerekli her şeyim kişisel bulut sunucumda ve artık Macbook kullandığım için hiçbirine ihtiyacım kalmadı. Ama artık tembellik midir, yorgunluk mu, sürekli bahane üretiyorum temizliği bitirmek için. Akşam çöpleri attım, ama “şimdi bu saatte makine çalıştırılmaz” diyerek temizliği yine bıraktım 🙂 Güya hazır elim de boştu. Yerler ve kütüphanem hala tüy dökme mevsimi (yoksa tüyleri komple yere bırakma mevsimi mi desem bilemiyorum, zira hiç bu kadar tüy döken bir kedim olmamıştı) gelmiş kedimin yumak yumak tüyleriyle dolu 🙂 Masanın altındaki teknolojik cihazların kablo ve fişlerini toplayacağım yeni 12’li uzatma kablom hala komidinin üzerinde uzanıyor.

    Vee şimdi yeni bahanem hazır. Çarşambaya kadar bitirmem gereken bir iş geldi 🙂 Ama yok yok, şu an kesin niyetliyim, bu yazıyı bitirince makineyi açacağım ve masanın altındaki fişleri de halledeceğim artık. Madem başladık, daha temiz ve ferah çalışalım ama, değil mi?

    Yalnız kedi hala kütüphanede, Harry Potter’ların yanında uyuyor. Acaba rahatsız olmasın diye sonra mı yapsam 😛

    Liked by 1 kişi

    • Arzu Altınanıt
      27 Ekim 2015

      Kahkahalarla okudum. 😀 Buna benzer bir yazı yazmıştım. Mazaret çok, yeter ki iste diye. Hepimiz aynı durumdayız yani. Bu arada kedi ya da köpeği olmayan çevirmen yok sanırım. 😀 Bırakın uyusun. Yarın yaparsınız. 😀

      Beğen

      • Mehmet Can
        27 Ekim 2015

        Elim değmişken yarım bırakmayayım artık dedim 🙂 Dip bucak giriştim. Arada elimde bez, mutfak ve banyo da aldı nasibini hazır başlamışken 🙂 Gerçi oralar sürekli kullanımda olduğu için temizdir ama gözüme çarpan yerleri yine bir temizleyiverdim.

        Dediğiniz gibi bu sefer benim için de temizlikten kaytarmaya bahane ararken, işten kaytarma gibi oldu biraz 🙂 Neyse içime sindi, temiz temiz daha rahat çalışırım artık. Bizim kedi efendi hemen lavanta kokan masanın üzerinde, hatta kaldırıncaya kadar bilgisayarın üzerinde aldı yerini 🙂

        Kedilerin oldum olası hayranıyımdır. Dönem dönem beslediğim kediler oldu ya da beni bulan kediler diyelim, malum aslında biz onların insanıyız, kedi kendi seçer bulurmuş sahibini. İstanbul’da anneme 3 aylıkken zorla hediye ettiğimiz, şimdi 14 yaşında bir kedimiz var. Ben de 9 senedir İzmir’deyim. İstanbul’a git-geller, boş zamanlarda gezmek için birkaç gün evden uzak kalmalar sebebiyle kendim edinememiştim, ancak 3 ay kadar önce 4 yaşında çook tatlı bir British’in sokakta kalmasına dayanamadım ve onu da İzmir’li yaptım 🙂 Her ne kadar çalışırken, özellikle kahve kokusu aldığında, bir sağa bir sola geçmeye çalışıp beni delirtse de, e-maillerimi silse de, kafasına göre Facebook iletileri yazsa da, bilgisayarın üstüne çöküp sev beni diyen bakışını görünce insan kızamıyor da 🙂

        Artık temiz odam, kahvem, yanan tütsü ve mumlarım ve şu anda yazıcının üzerine terfi eden yaramazımla bir başka bahaneye kadar biraz çalışabilirim 🙂

        Size de iyi dinlenmeler 🙂

        Liked by 1 kişi

  2. fatos
    27 Ekim 2015

    ben de uzun sureli is gezilerinde sonra eve dondugumde bir marifet bir marifet.. temizlikler yaparim, en anam-babam usulu agir yemeklere kalkisirim, gunler boyunca hic tukenmeyen bir enerjiyle evin altini ustune getiririm. ozlemisimdir evi cunku… sonra yavas azalir ve bir sonraki yolculugun sonunda yeniden canlanir..

    Liked by 1 kişi

  3. kurall
    27 Ekim 2015

    işkence yaa. ben okurken gerildim

    Liked by 1 kişi

Yorum Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 27 Ekim 2015 by in Kişisel, Tüm Yazılarım and tagged , , , , .
%d blogcu bunu beğendi: