Bir Çevirmenin Dünyası

Bir çevirmen gözüyle her şey…

Gerçek İnsana Dönüşen Kitap Karakterleri

 

Yeni çıkan her kitapla birlikte yorumlar gelmeye başlıyor ve ben her yorumu büyük bir keyifle okuyorum. İster olumlu ister olumsuz olsun. Okurun farklı bakış açısını okumak çok güzel. Kimi seviyor, kimi nefret ediyor. Kiminin bayıldığı bir yer diğerine çok sıkıcı geliyor. Sanatın, edebiyatın güzel yanın da bu değil mi zaten? Herkesin farklı bir tat alması, farklı gözle bakması…

Geçenlerde okurlardan biri instagramda Ruhumdaki Canavar hakkındaki görüşlerini paylaşmış ve demiş ki “Gözlerindeki Canavar‘ı ne kadar sevdiysem ikinci kitaptan o kadar nefret ettim.” Gerekçe olarak da Vitale’nin canavar olarak kaldığını ve aşk uğruna hiçbir şeyden ödün vermediğini göstermiş.

Oysa ben ikinci kitabı çok daha fazla severek çevirmiştim. İlk kitapta havada kalan sırlar tek tek ortaya çıkarken Vitale’nin ağzından geçmişini, onu bu noktaya getiren olayları, Karissa’ya karşı hissettiklerini, mücadelesini, zayıflıklarını dinlemek çok hoşuma gitmişti. Bana göre Vitale, Karissa’dan daha gerçek, daha derindi. Vitale’ninki aşktı ama Karissa’nın hissettiklerinin aşk mı yoksa tutku mu olduğundan emin değilim. Bana göre Vitale değişmişti ve özünde bir canavar değildi. Onu canavarlaştıran aslında aşktı.

slide_269077_1867786_freeInstagramda görüşünü yazan arkadaşla bu düşüncemi paylaştım ve sohbet etmeye başladık. Dedi ki (daha doğrusu yazdı ki) “Roman karakterlerinden gerçek insanlar gibi söz ediyor olmamız çok ilginç.” Haklıydı. Sanki gerçek bireylermiş gibi haklarında yorum yapıyorduk. Gerçekten ilginçti bu. Bizi bu noktaya getiren ne diye düşünmeden edemedim ve şu sonuca vardım:

Bu, yazarın başarı. Öylesine gerçek karakterler oluşturmuş ki aramızda dolaşan insanlardan biri gibi hissetmemizi sağlamış. Onları anlamaya çalışmamız, hatalarına mazaret bulma çabalarımız, onlar için üzülmelerimiz, kızgınlığımız hep bu yüzden. Sanırım benim Vitale için üzülme, onu haklı bulma sebebim de buydu. Çok mutlu hayatımı elimden alan kişiden ben de bir biçimde intikam alırdım. Bu duygunun beni nereye sürüklediğini düşünmeden hem de. İkinci kitabı daha çok sevmemim nedeni de ona hak vermem oldu sanırım. Onun adına üzüldüm, hatta ona acıdım. O yaşama neden sürüklendiğini öğrenince yüreğim burkuldu.

Bir kitap okuru bir kaç günde okuduğu bir kitabın karakterine böylesine nefes veriyorsa bir de biz çevirmenleri düşünün. O karakterlerle en az iki ayımızı geçiriyoruz. Rüyalarımıza bile giriyorlar. Bundandır eleştirilen çocuğumuzu korur gibi onları korumamız, hatalarına mazaret bulmamız.

 

 

Reklamlar

Yorum Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: