Bir Çevirmenin Dünyası

Bir çevirmen gözüyle her şey…

Türkçe Öyküleme Dili Geçmiş Zamandır

indir

Yaşar Kemal’in İnce Memed‘i şöyle yazdığını düşünün:

Çakırdikenliğin içinden koşan çocuk soluk soluğa. Çoktan beridir ki durmamamacasına koşuyor. Birden duruyor. Bacaklarına bakıyor. Dikenlerin yırttığı yerden kan sızıyor. Ayakta duracak hali yok. Korkuyor. Ha yetişiyor ha yetişecek. Korkuyla arkasına bakıyor. Görünürde kimsecikler yok. Ferahlıyor. Sağa sapıyor. Sonra yoruluyor. Yorulunca çakırdikenlerin içine yatıyor. Sol yanında bir karınca köresi görüyor. Karıncalar iri iri. Körenin ağzında cıvıl cıvıl kaynaşıyorlar.Bir zaman her şeyi unutup karıncalara dalıyor. Sonra birden aklına gelince sıçrıyor. Sağa sapıyor. Biraz sonra da dikenlikten çıkıyor. Dikenliğin kıyısında dizleri üstü çöküyor.

Ya da Kırmızı Başlıklı Kız adlı masalın şöyle anlatıldığını:

Kurt “Seni daha iyi yiyebilmek için” diyor ve yataktan fırlayıp kırmızı başlıklı kızın üstüne atlıyor. Kırmızı başlıklı kız o anda onun yolda karşılaştığı kurt olduğunu anlayıp bağırmaya başlıyor
-“İmdaaaat yardım edin. ” Avcı kırmızı başlıklı kızın bağırmalarını duyup hemen eve koşuyor ve kapıdan içeri girerek kurdu yakalıyor.
-“Nihayet seni yakaladım. İşte artık elimdesin.” Avcı kurdun karnını açıyor ve anneanneyi kurtarıyor. Kırmızı başlıklı kız avcıya teşekkür ediyor.

Sizi rahatsız eden bir şey yok mu? Beni var, hem de çok. Hatta çıldırtacak derecede. Zaman kullanımı. Yukarıdaki iki alıntının orijinalleri elbette geçmiş zamanın türleriyle yazılmış. Şimdiki zamana ben çevirdim.

Bu nereden çıktı derseniz hemen söyleyeyim. Son zamanlarda çeviri kitaplarda çok sık karşıma çıkan ve o kitabı okuma keyfimi anında kaçıran bir durumdan. Kitapların şimdiki zamanla çevrilmesinden.

Şöyle ki son günlerde çıkan İngilizce kitapların çoğu şimdiki / geniş zamanla yazılmış kitaplar oluyor ki bu söz konusu İngilizce olduğunda öyküleme / roman dili olarak yanlış değil. Ancak Türkçe’nin öyküleme / roman dili geçmiş zamandır. Bizim dilimiz bu anlatıma uymuyor ve buna bağlı kalarak çevrilmiş romanlar okunamayacak kadar rahatsız edici oluyor. Elbette zaman zaman kullanılması gereken yerler var. Lafım buna değil. Ama kitabın bütünü böyle anlatıldığında ortaya çıkan tam bir karmaşa. On seneye yayılan bir olayın tümünü şimdiki zaman okuyoruz: Bu öyle sinir bozucu bir durum ki.

Burada iş biz çevirmenlere düşüyor. Türk okurun bir romanı keyifle okuyabilmesini sağlayacak olan bizleriz, bu yüzden de dikkat etmemiz gereken bir sürü şey var.

– Doğru çeviri yapmak.

– Akıcı bir dil kullanmak.

– Doğru Türkçe kullanmak.

– Çeviri yaparken İngilizce noktalama işaretlerine bağlı kalacağım diye kendi dilimizi katletmemek.

– Sözlükteki ilk kelimeyi alıp “Ama sözlükteki anlamı bu,” demeden “Biz nasıl diyoruz?” diye düşünerek daha anlamlı, daha anlaşılır ifadeler kullanmak.

– İngilizce dil yapısını koruyacağım diye ortaya saçma sapan sıralanmış Türkçe cümleler çıkarmamak.

– Bire bir çeviri yapmak uğruna Türkçe’de hiç bir anlam ifade etmeyen cümleler kullanmak yerine uygun bir şey bulmak.

– Kitap şimdiki zamanla yazılmış bile olsa geçmiş zamana çevirmek. (Elbette öyle kalması gereken durumlar hariç).

– Ve tüm bunları yaparken yazarın tarzına bağlı kalmak.

Şu an yazacağım şeye tepki alacağımı biliyorum ama bu yazdıklarımdan birinin eksik olduğu çeviri benim için kötü çeviridir. Şöyle çevrilmiş bir kitabı okuyamıyorum: “Adam ayağa kalkıyor. Gözlerini gözlerimin içine dikiyor. Bir süre bana baktıktan sonra yanıma yaklaşıyor ve “……” diyor. Cevap vermiyorum……

Tekrar ediyorum: Türkçe’nin öyküleme dili geçmiş zamandır. İşin kolayına kaçmayın, çevirin geçmişe. İyi çeviriyle kötü çeviri arasındaki çizgi bazen bu kadar ince olabiliyor.

 

Reklamlar

3 comments on “Türkçe Öyküleme Dili Geçmiş Zamandır

  1. Aydan Yalçın
    24 Haziran 2016

    Yukarıdaki maddelerin sadece birine değil birden fazlasına neredeyse her çeviri gençlik edebiyatı kitabında denk gelmek mümkün. Ve çevirmen arkadaşlarımdan duyduğuma göre “şimdiki zaman” yayınevlerinin tercih ettiği bir şey ve açıkçası son sözü onlar söyleyince de yapacak bir şey kalmıyor. Ama ben sizin gibi baskın davranıp onları bu sevdadan vazgeçirmek isteyenlerin tarafındayım 🙂 “Şimdiki zaman”ın rahatsız edici bir yanı olduğu kesin. Okurken duygusal açıdan da yoksun geliyor. Ve çeviri konusunda da bana göre bir idiom’ı birebir çeviren, yeri geldiğinde (argo, küfür vb. şeyleri) kültürümüze uygun bir dille çevirmeyen kişi çevirmen değildir. Ayrımı buradan rahatlıkla yapabilmek mümkün.

    Liked by 1 kişi

    • Arzu Altınanıt
      24 Haziran 2016

      Kültürümüze uygun da çok tehlikeli ve ince bir çizgi bence, Aydan Hanım. Türkçeleştirmekle Türkleştirmek arasındaki farka dikkat etmek şart. “Allah korusun” yazan çeviriler bile gördüm. Buna da çok dikkat etmek gerek.

      Beğen

      • Aydan Yalçın
        24 Haziran 2016

        Yok zaten bahsettiğim konu parantez içinde de belirttiğim üzere argo ve küfürler içindi. Fuck’ı sürekli kahresin diye çevirmeyi buna örnek gösterebilirim. Verdiğiniz örnek özellikle dizi/film altyazılarında sıkça rasladığım bir şey ki bunun kabul edilir hiç bir yanı yok.

        Liked by 1 kişi

Yorum Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 24 Haziran 2016 by in Çeviri, Tüm Yazılarım and tagged , , , .
%d blogcu bunu beğendi: