Bir Çevirmenin Dünyası

Bir çevirmen gözüyle her şey…

Nedir? Ne Değildir?

elestiri-oklariBiz, çevirmenler bir kitapla ilgili her türlü olumsuz eleştiri oklarını üzerimize çeken kişileriz. Gerçekten bizden kaynaklanan hatalar konusundaki eleştirileri her zaman yapıcı eleştiriler olarak alıp aynı hataları tekrarlamamak için büyük çaba harcarız. Ancak her eleştiri bu tür olmuyor maalesef.

Aranızda, “olumlu eleştiriler aldığınızda pek havalanıyorsunuz, olumsuzlara da katlanın o zaman,” diyenler çıkacaktır. Olumlu eleştirilerin bizi çok mutlu ettiği, sevinç çığlıkları attırdığı bir gerçek. Onları okuyunca ne stres kalıyor ne yorgunluk ne de omuz, sırt ve boyun ağrıları. Hele bazen öylesi güzel mesajlar alıyoruz ki o gazla bir günde bir kitap çevirecekmiş gibi hissediyoruz. Ancak mesele sürekli güzel sözler duymak istememiz değil. Hatalarımızı da dile getireceksiniz elbette. Getireceksiniz ki tekrarlanmayacak.

Ama bazen öylesi şeyler duyuyoruz ki deli oluyoruz. elestirilmek_her_zaman_kotu_olmayabilir_h56857

Çeviri çok kötü çünkü…

  • dili çok basit.
  • çok sıkıcı.
  • birkaç tane yazım hatası var.
  • bazı bölümler yüzeysel geçilmiş.
  • … sahneleri detaylandırılmamış.
  • fazla erotik.
  • fazla sıradan.
  • heyecanlı değil.
  • cümleler uzun
  • cümleler kısa.
  • tutarsızlık var.

Abarttığımı düşünenler varsa bilsinler ki abartmıyorum. Sadece fotoğrafımızı görüp, “Siz başka iş yapmayı düşünsenize,” diyen bile çıkıyor.

Eleştirilere açığız; yeter ki doğru olsun, yeter ki bizden kaynaklansın.

Öncelikle, kitabın dilinin basit olması, sıkıcı olması, bazı yerlerin yüzeysel geçilmiş olması, bazı bölümlerin detaylandırılmamış olması, fazla erotik, fazla sıradan olması, yeterince heyecanlı olmaması çevirmenle ilgili bir konu değildir. Bizler yazarın tarzını bozma, onun yazdığı bazı yerleri atlama ya da kafamıza göre ekleme yapma, basit bulduğumuz cümleleri zorlaştırma veya tam tersi zor cümleleri basite indirgeme lüksüne sahip değiliz. O ne yazdıysa, nasıl yazdıysa bizler onu çeviriyoruz. Tek müdahale ettiğimiz yer ses oyunları varsa bize uygun hale getirmek oluyor ki bir çevirmen için en baş belası en  olay bu. Dolayısıyla bu konularda bir sıkıntı yaşadıysanız sorun çevirmende değil, yazardadır. Siz o yazarın dilini, tarzını sevmemişsiniz demektir.

Tutarsızlık konusu da tamamen yazar kaynaklı. Hatta o tutarsızlıklardan birçoğu bizler sayesinde size yansımıyor bile. Ya yazarla yazışıp ya editörle konuşup düzeltiyoruz.

Yazım hatalarına gelince. Bu bizden kaynaklanmış ve redaksiyonda gözden kaçmış olabilir. Ancak bir kitap boyunca kaç tuşa bastığımızı düşünürseniz bunun kaçınılmaz olduğunu takdir edersiniz. Bizden kaynaklanabileceği gibi, redaktörden, editörden de kaynaklanıyor olabilir. Hatta basım hatası bile olabilir. Yani bu konudaki muhatabınız da her zaman biz olmayabiliriz.

Noktalama işaretleri de bizlerin hatası olabilir, hatta genellikle öyledir. Ama bu konuda redaktöre ve editöre de büyük iş düşüyor. Yani o hatanın düzeltilmesi dikkatli bir redaksiyonla çözümlenir.

Şunu da atlamayalım. Ne redaktör ne de editör gerçekten hatalı değilse, çok ciddi saçmalamalar yoksa çeviriye el atmazlar. Bir çevirmenden gelen her cümlenin redaktör ya da editör tarafından düzeltilmesi söz konusu değil, çünkü bu durumda o çeviri üzerinde adı yazan kişinin çevrisi olmaktan çıkar.

“Neler çevirmen hatasıdır o zaman?” derseniz şöyle bir liste yapabilirim. Atladığım bir şey olursa yorum bölümüne eklemek serbest.

  • Yanlış çeviri. Yani yazarın demediği, kastetmediği biçimde bir cümle yazmak. Örneğin yazarın iki olumsuzu yan yana kullanarak aslında olumlu bir şey söylemeye çalıştığı herhangi bir durumu “NOT” sözcüğü yüzünden fark etmeyip olumsuz ifade etmek. Ya da cümleyi yanlış anlayıp (hatta bazen anlamayıp) kafamıza göre çevirmek.
  • Yazarın tarzını bozmak.
  • Türkçe kurallarına göre bozuk cümleler. Özne, yüklem uyumsuzlukları. Yanlış ekler. Türkçe cümle yapısına uymayan cümleler, ifadeler. Buraya bir parantez açıp devrik cümlenin bozuk cümle olmadığını belirtmek zorundayım. Sevmeyen çok kişi olduğunu bilsem de devrik cümlenin bir tercih olduğunu düşünenlerdenim, hatta edebi anlatımda daha da sevdiğim bir tarzdır.
  • Deyimleri fark etmeyip birebir çevirerek ortaya saçma sapan bir ifade çıkarmak.
  • Kültürel kullanımları fark etmeyip saçmalamak.
  • Özellikle klasik eserlerdeki betimlemeleri, göndermeleri, sembolleri hiçe sayarak çeviri yapmak.
  • Kültürel kullanımları Türk kültürüne adapte etmek. Örneğin başka dine inanan birine “Allah korusun” dedirtmek.
  • Küfür, erotizm içeren cümleleri “Aaa, ayıp” diye yok etmek.
  • Ses oyunlarına dikkat etmeden olduğu gibi çevirmek ve ortaya ne olduğu anlaşılmaz bir şey çıkarmak.
  • Yanlış kelime seçimi. Burası için daha iyi bir kelime olmalı demeden sözlüğe bakıp içlerinden birinin seçilmiş olması bunun en büyük nedenlerinden biri.

Kısacası sevgili okurlar, durum budur. Sevdiğiniz her kitabın akıcı anlatımında yazar kadar çevirmenin de emeği vardır. Kötü çeviri ise en güzel kitabı mahveder. Ama her şeyin tek suçlusu bizler değiliz. 😀

Reklamlar

2 comments on “Nedir? Ne Değildir?

  1. M. Ihsan Tatari
    7 Ağustos 2016

    Hay ağzınıza sağlık 🙂 Şu sıralar çevirdiğim kitap o kadar yavan, cümleleri o kadar sığ, yazım tarzı o kadar basit ki çıktığında yukarıdaki eleştirilerin hepsini alacağımı bile bile yapıyorum işimi. Yine de birilerinin bunları dile getirdiğini görmek güzel 🙂

    Liked by 1 kişi

Yorum Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 7 Ağustos 2016 by in Çeviri, Tüm Yazılarım and tagged , , , .
%d blogcu bunu beğendi: