Bir Çevirmenin Dünyası

Bir çevirmen gözüyle her şey…

Hayır, Bölmeyeceğim

Jane Eyre’yle sadomazoşist bir ilişki yaşadığım şu dönemde blogum oldukça ihmal edildi. Yaşadığımız ilişki tam anlamıyla sadomazoşist çünkü hem canıma okuyor hem de inanılmaz bir keyif veriyor. O upuzun cümleleri, o bitmek tükenmez betimlemproblem-solve-thumbeleri çevirirken resmen canım acıyor, beynim sulanıyor, gözlerim yuvalarından fırlıyor. Bitince aldığım keyifse inanılmaz. Biten her cümle yenisine başlamanın acısını ve keyfini aynı anda veriyor. Bilmece çözüyormuşum hissi yaşıyorum.

Sorunum şu ki çeviri zor ilerliyor. Bunun stresi yiyip bitiriyor beni. Günde ortalama 20 sayfa çeviri yapan, hatta 30 sayfaya kadar çıktığı günler olan ben, bu kitapta bir kez hariç sekiz sayfayı görmedim henüz. Bu kadar yavaş ilerlemesinin birkaç sebebi var. Birincisi göndermeler, alıntılar, mecazlar var. Onları kaçırmak Charlotte Bronte’yi öldürmek olacağından pürdikkat ilerliyorum. Şaşılası bir biçimde seksenlerde okuduğum dersleri hala hatırlıyor olduğumu fark ettim ve hafızama teşekkür ettim. O ders notlarını hatırlamasaydım çok şey kaçırabilirdim. Yine de hafızam bir yere kadar. Bir şey olduğunu hatırlasam da detaylar için bir sürü okuma yapmam gerekiyor. Bu da zaman alıyor elbette.

İkincisi dil ağır, betimlemeler ayrıntılı, cümleler uzun. Aynı tadı yakalamak için cümleleri bölmeme savaşı veriyorum. Bölmek işimi çok kolaylaştıracak olsa da buna kesinlikle karşıyım.

Arkadaşlarım bilir. Çeviri yaparken hoşuma giden bazı cümleleri Facebook’ta paylaşırım. Bu tür cümleleri paylaştığımda kimi arkadaşlarımın, “Böl bunları. İnsan okuyacak,” şakaları oluyor. Onlarınki şaka ama kimilerinden  ciddi eleştirel yazılar geliyor. Bu konuda onlara katılmıyorum. Kabul ediyorum, o cümleleri bölersem hem  okuması çok daha kolaylaşacaktır hem de benim işim ama okudukları kitap bir Charlotte Bronte değil, onun Arzu Altınanıt versiyonu olacaktır. Bir çevirmen olarak bir yazarın tarzını bozma lüksüne sahip değiliz. Yazar, öyle olmasını isteyeseydi kısa cümleler kullanırdı. O tarzı bozmak, o güzelim cümleleri bölük pörçük etmek yazarı yok etmek, kitabı yeni baştan yazmaktır. Yazarı, edebiyatı yok saymaktır. Bizler onu yansıtmalıyız. Görevimiz yeni baştan yazmak değil. Dolayısıyla canım çıksa da ben o uzun cümleleri koruyacağım. Nasıl olsa beğenilirse yazara övgü, beğenilmezse çevirmene yergi. Yani “Uff, bu cümleler ne böyle?” diyenler değerli bir yazara değil, bana söylenecekler. Bunu göze alıyorum.

Reklamlar

2 comments on “Hayır, Bölmeyeceğim

  1. Esra GÜL COŞKUN
    22 Eylül 2016

    Sizi çok çok iyi anlıyorum. John Barth’ın iki kitabını çevirdim, üçüncüsünün de kontrollerini yapıyorum. Normalde dediğiniz gibi yirmi sayfa çeviren ben bu yazarda en fazla beş-altıda kalıyordum. Bir de kelime kullanımı konusunda türlü cinlikler yapan bir yazar olunca daha bir strese giriyor insan. Bir paragrafı bir sayfa eden cümleleri demiyorum bile. Ama kitap bitince insana saçma bir özgüven, sırıtmasına neden olan bir mutluluk geliyor. Benim ilk iki kitap önümüzdeki ay basılacak sanırım. Darısı başınıza diyorum 🙂

    Liked by 1 kişi

Yorum Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 7 Eylül 2016 by in Çeviri, Çevirilerim, Tüm Yazılarım and tagged , , , , .
%d blogcu bunu beğendi: