Bir Çevirmenin Dünyası

Bir çevirmen gözüyle her şey…

Jane Eyre: Edebiyatın İlk Feministi

Bir çeviri daha bitti. Bu sefer sevinç çığlıkları biraz daha yüksek, heyecan biraz daha fazla. Bunun sebebi kitabın adının Jane Eyre olması. Jane Eyre, İngiliz edebiyatının en sevdiğim romantik klasiklerinden biri. (Diğeri Uğultulu Tepeler). Çığlıklarımın daha yüksek, heyecanımın daha fazla olmasının bir sebebi de Herman Melville’in Veranda Öyküleri‘inden sonra çevirdiğim ikinci klasik eser olması.

Klasik eser çevirmenin tadı başka. Evet, daha zor, daha çok zaman alıyor, daha çok yoruyor ve geriyor, olumsuz eleştiriye daha açık ama tatmini öylesine büyük ki hepsine değer. Sırf bu yüzden arada bir bu tadı tatmak istiyorum.

Jane Eyre‘e gelince… images

Çeviri süreci dört ay diye başladı ama altı ay sürdü. Sayfalar su gibi akmadı. Her satırla tek tek uğraşmak gerekti. Göndermeler için sayısız web sitesi okumak zorunda kalındı. Bu yüzden de kitap bir türlü ilerlemedi. Yazdığım her kelime için, “Daha iyisi ne olabilir?” duygusu yaşadım. Her betimleme için, “Daha güzel nasıl tasvir edilir?” diye düşündüm. Orijinali öylesine güzel, öylesine içe işleyiciydi ki yazdıklarım beni bir türlü tatmin etmedi. Silindi, silindi, tekrar yazıldı. Doğal olarak da süre uzadı.

Jane’in kendini sorguladığı, hatta yargıladığı şu cümlelerin güzelliğine bakar mısınız?

Sanığın kendim olduğu mahkemede önce Akıl şahitlik yaparak dün geceden beri beslediğim umutlardan, arzulardan, duygulardan ve hatta yaklaşık on beş gündür içinde bulunduğum ruh durumumdan söz etti. İkinci olarak Mantık çıktı kürsüye ve o sakin konuşmasıyla, hikâyeyi hiç süsleyip püslemeden tüm çıplaklığıyla anlatarak gerçeği nasıl görmezden geldiğimi, ideal olanı nasıl şiddetle yok saydığımı gösterdi bana. Ve sonunda verdiğim hüküm şuydu:

Bu dünya var olduğundan beri Jane Eyre’dan daha aptal biri yaşamamış, kendini tatlı yalanlara kaptırıp sanki bir şerbetmişçesine zehir içen böyle bir budala görülmemişti.

 

Ya da umutlarının söndüğü o anın nasıl tasvir edildiğine.

Yaz ortasında kış bastırmış, Haziran ayı lapa lapa kar yağan Aralık’a dönmüş, olgunlaşmış elmalar buzla kaplanmış, tomurcuk güller don altında ezilmişti. Yemyeşil çayır ve mısır tarlaları donuk bir örtünün altındaydı adeta. Dün gece rengârenk çiçeklerle dolu yol, bugün üzerine basılmamış karla kaplıydı. Sadece on iki saat önce tropik bahçelerdeki gibi sallanan yapraklarla dolu güzelim koru, artık soğuk Norveç’in çam ormanları gibi ıssız, vahşi ve beyazdı. Tüm umudum sönmüştü. O gece Mısır’da doğan ilk canlıların uğradığı lanet beni de çarpmıştı.  Daha dün filizlenen, ışıldayan, capcanlı umutlarıma baktım. Hepsi, bir daha asla canlanmayacak soğumuş ve morarmış cesetler gibi çırılçıplak yatıyorlardı.

İşte, bu güzelliklerle uğraşmak zaman aldı; bir o kadar da keyif verdi.

Jane Eyre, Charlotte Brontë’nin 1847 yılında yayımlanmış bir romanı. Viktorya döneminde kadın yazarlar ciddiye alınmadığından kitabın yazarı olarak bir erkek adı olan Currer Bell kullanılmış.

tumblr_m8ej651u2f1rn40gro1_1280Günümüz kadını göz önüne alınarak o döneme bakıldığında bizlere son derece normal gelen bir duruş sergileniyor olsa da Jane Eyre, ilk feminist kitaptır. Kadın bağımsızlığının vurgulandığı ilk kitap olarak edebiyat tarihinde yerini almış bir eserdir. Bir kadının en değerli özelliklerinin güzellik, piyano çalmak, dikiş-nakıştan anlamak olduğu; evliliklerde sınıf farkının ayıp sayıldığı; serveti olmayan bir kadının iyi bir evlilik yapma şansının az olduğu bir dönemden söz ediyoruz. Aşk için değil, servet için yapılan evliliklerin yaşandığı bir dönemden. Din baskısının çok yoğun olduğu bir dönem söz konusu. İşte, böyle bir dönemde Jane Eyre adında bir kız çıkıyor ve gerek duruşu gerek yaşantısı gerekse konuşmalarıyla bu düzene başkaldırıyor.

Jane Eyre’i günümüze kadar getiren, dünya klasikleri arasında yer almasını ve hâlâ severek okunmasını sağlayan bu olsa gerek. Bir de tüm bunları, o dönemde bir kadının yazmış olması.

Ben çok severek çevirdim. İyi bir iş çıkardığıma inanıyorum.  Umarım aynı tatla ve inançla okursunuz. Bu arada İthaki Yayınları’ndan çıkacağını da eklemeden olmaz.

Şimdi bir hafta mola. Bir hafta tatil. Ardından yeni çeviri başlıyor.

Reklamlar

Yorum Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 6 Aralık 2016 by in Çeviri, Çevirilerim, Tüm Yazılarım and tagged , , , , .
%d blogcu bunu beğendi: