Bir Çevirmenin Dünyası

Bir çevirmen gözüyle her şey…

İşte Tüm Çocuklarım

collage1

Ocak 2015’te Ben Ne Düşünüyorum diye bir yazı yazmış ve o güne dek çevirdiğim kitapların toplu bir özetini yapmışım. Üzerinden iki yıl daha geçti ve bu listeye yedi kitap daha eklendi, sekincisi de yarılandı. Çeviriyle boğuşmaya biraz ara verip bu yedi kitabı da bir arada yazayım dedim. Çocuklarım arasında ayrım yapmayayım, değil mi? 😀

Ocak 2015 sonrasına başlayalım o zaman.

Monster  Gözlerindeki Canavar: Nam-ı diğer Vitale. 2015’teki o yazıyı yazdığımda elimdeki çeviri. Yetiştireceğim diye canımın çıktığı kitap. Sürenin kısıtlılığına eklenen hastalık sonucu uykusuz geceler geçirmeme neden olan çalışma. Kadın karakter Karissa’nın ağzından yazılmış bu kitabın çok ama çok büyük bir hayran kitlesi var. Etraf Vitale aşıklarıyla dolu. İlginç olan adam kötü biri, gerçekten kötü biri. Ama öylesine ilginç ki seviyor, hatta acıyorsunuz. Aşkına rağmen değişmemesini takdir bile ediyorsunuz. Sorun bizde mi acaba? 😀 Bir o kadar da nefret edeni oldu elbette. Aşırı erotik bulundu, sevişme sahneleri kimilerinden büyük eleştiri aldı (ki o bölümler canıma okudu), yerden yere vuruldu, Vitale sevenler sapıklıkla suçlandı. Hatta olay öyle büyüdü ki bu konu gazete  de bile yer aldı. Rahatsız olanların neden okuduklarını hiç anlamadım çünkü kitap zaten erotik-romans olarak çıktı. Yani içinde neler olabileceği tahmin edilecek biçimde.

12186261_1089100924457512_1392933860702788769_o

Ruhumdaki Canavar: Serinin ikinci kitabı. Bu kez Vitale’nin ağzından anlatılıyor. Bu tür  serilerin aksine aynı konuyu farklı kişiden dinlemiyoruz.Aksine konu devam ediyor ve ilk kitaptaki sırlar çözülüyor. İlk kitapta havada kalmış denen her şey ikincide açığa çıkıyor. Ben bunu ilkine göre daha çok sevdim, okurlar da genel olarak öyle ama ilki kadar iyi bulmayanlar da oldu elbette. Bu kitapta o kötü adamı neden sevdiğinizi anlıyor ve ona hak veriyorsunuz. Hatta gerçekten acıyorsunuz. Değişiyor mu? Hayır. Ama…

Seri burada bitti derken yazar bir sürpriz yapıp üçüncüyü çıkardı. Vitale hayranları ne zaman çıkacak diye sürekli soruyorlar . Biraz özleyin. 😀

12120176_1078271668873771_3215494182203442918_o

Bir Başka Mavi: Tersyüz‘ün yazarı Amy Harmon’dan yine yüreklere dokunan bir hikaye. Blue’nun kendini bulma hikayesi. Erkek kahramanımız ise, “Keşke okula geri dönsem de tarih öğretmenim bu olsa,” dedirtecek bir karakter. Şahsen ben Tersyüz’den daha çok sevdim. Okurlar ise üçe bölündü: Teryüz daha iyiydi diyenler, Bir Başka Mavi daha iyiydi diyenler ve ikisini de çok sevip “Bu kadın ne yazsa okurum,” diyenler. Tarihin yaşantımıza uyarlanması, tarihten yola çıkarak öğrencilere kendilerini tanıma yolları gösterilmesi muhteşemdi. Dili kolaydı ama ah o birkaç paragraf devam eden İngiliz-Amerikan İngilizcesi karşılaştırması. Resmen hayatımı kararttı. 😀 Kapağı orijinalinden daha çok sevdiğimi de söylemeden geçemiyeceğim.

245eab80-2839-4349-b086-eaa35677c955

Kızgın Kum Bahçesi: Güneşin Kızları‘nın yazarı Corban Addison’ın ikinci kitabı. Yine bir farkındalık hikayesi. Yine yürek burkucu. Sekiz yaşında tecavüze uğrayan Down sendromlu bir kız ve Afrika’nın hukuk sistemine karşı onun için savaş veren STK çalışanları. Kapağında şöyle yazıyor: “Afrika’nın acıyı şarkı ile karşılayan çocukları ve onları unutmayan dünyanın her köşesindeki iyi niyetli insanlar için…“. Yine uzun süreli bir araştırmaya dayalı, okurken gerçek hissi veren bir roman. Çeviri süresi çok uzadı. Araya üç-dört kitap girdi ama sonunda bitti ve basıldı. Hak ettiği kadar geniş kitleye ulaşmasa da okuyan herkes tarafından çok ama çok sevildi.

0000000701374-1Yüzleşme: Fairfax serisinin ikinci kitabı. İlki Kördüğüm. Onu ben çevirmedim ama çeviri öncesi okuyup notlar aldım ve belli kelimelerde ilk çeviriye sadık kaldım. Aksi serinin bütünlüğü açısından yanlış olurdu. Aslında hem seri hem de değil. Şöyle ki: Mekan aynı, karakterler ve olaylar farklı. Yani bağımsız olarak da okunabilir. Dili çok kolaydı, çabucak biten bir çalışma oldu ve beni hiç yormadı. Bir tek şey üzdü. O da şu: Nasıl olmuşsa olmuş baskıda bir yerde Temmuz yerine July yazılı çıkmış. Kendi dosyalarımı kontrol ettiğimde Temmuz yazdığını gördüm ama nedense matbaadan July diye çıkmış. Elbette çok üzüldüm ama şu aşamada yapıl
acak bir şey yok.

18338465

Sempre: Gözlerindeki Canavar ve Ruhumdaki Canavar’ın yazarının ilk kitabı. Bu da bir seri. Henüz birincisi çevrildi. “Ve nokta” diyeli neredeyse bir sene oluyor ama henüz basılmadı. Aldığım duyuma göre Nisan ya da Mayıs gibi çıkacakmış. Buradan müjdeleyeyim. J. M. Darhower’ın İtalyan tutkusu, mafya merakı bu hikayede de kendini gösteriyor ama bu kitapta erotizm yok. Bu kez Carmine’le Haven’ın aşkını okuyacağız ve sanırım canavar serisini aşırı erotik bulup nefret eden okurlar da bu kez yazarı çok sevecekler. Bu kitabı çeviriken de Nicholas’ın bilmeceleri beni hayata küstürdü. Ses oyununa dayalı bilmeceleri Türkçeleştirmek gerçekten uyku kaçıran türden bir çalışmaydı. Bu tür oyunlar neden beni buluyor anlamıyorum. 😀

570503_1Ve en çok gurur duyduğum çevirilerimden biri .Jane Eyre. Dört ay diye yola çıkıp altı ayımı alan çalışma. “Hayır, bölmeyeceğim,”   dediğim için canıma okuyan çeviri. Her kelimesini uzun uzun düşündüğüm, güzelliğini bozmamak için büyük çaba harcadığım muhteşem eser. Dört gözle çıkmasını bekliyorum.

Bitti mi? Elbette hayır. Jane Eyre sonrası “Biraz nefes alayım,” diye dili kolay bir kitap çevirmeye başladım. Ya da öyle olduğunu sandım. Dili kolay olmasına kolay da yazarımız o dili nasıl zorlaştıracağını iyi biliyormuş. 😀 En iyisi ben çevirime döneyim. Döneyim ki iki sene sonra bu listeye bir sürü kitap daha eklensin.

Reklamlar

Yorum Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: