Bir Çevirmenin Dünyası

Bir çevirmen gözüyle her şey…

Çevirmen Delirdi

 

deli

Geçenlerde Facebook mesaj kutuma arkadaş listemde olmayan birinden şöyle bir mesaj düştü:

“Bunu çevirsene.” Ve altında İngilizce bir cümle…

Normalde hemen yazıp göndereceğim, iki dakikamı almayacak bir şey…

Üstelik bana yazan birçok arkadaş da bilir ki herhangi bir soruları olduğunda elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışırım.

Ama bu farklı…

Ne bir merhaba ne rica…

Doğrudan “Şunu çevirsene.”

Önce cevap vermeyecektim ama sonra dayanamadım ve mesleğini sordum. “Öğrenciyim,” dedi. Yani henüz çok genç, henüz çok acemi. Bazı davranışların erken yaşta öğrenileceğine inanan anne ve öğretmen damarım tuttu ve “Sen herhangi bir doktora Facebook’tan mesaj atıp, ‘benim hastalığım şu, bir reçete yazsana,’ diyor musun?” diye sordum. Ne demek istediğimi anlamadığını yazınca açıklamaya çalıştım.

Sonrasındaki yazışma şu:

– Tamam, anladım. Özür dilerim.

– Önemli değil demeyeceğim çünkü önemli. Sakın başka birine de yapma, olur mu?

– Hadi ama çevirsene.

– Demek ki anlamamışsın.

– Çevirmeyecek misin?

– Hayır.

– Neden ama? Özür diledim ya.

Sonrasında ne kendini beğenmişliğim kaldı ne kötü bir insan olmam. Hatta benim gibi birinin öğretmenlik yapmaması, çocuk doğurmaması gerekiyormuş çünkü insanlığım sıfırmış. Onun vakti benimkinden kıymetliymiş çünkü daha gençmiş, ben moruğun tekiymişim…

Baktım bir katkım olmayacak uzatmadım.

Ne saygısızlık, ne kendini bilmezlik… Yazık.

Delirdim tabii.

Sonra bir çevirmeni delirten şeylerin listesi geldi aklıma.

O liste şöyle:

Yazarın dili ve kelime seçimi muhteşem. O kadar akıcı yazıyor ki. Betimlemeler harika…

Elbette öyledir. Bizler onun dilini yansıtıyoruz zaten. Ama gözden kaçan şey yazarın o kitabı Türkçe yazmadığı. Yani kelime seçimleri, Türkçe cümle kurulumları bize ait. Aynı cümle çok farklı biçimlerde çevrilebilir. O betimlemeler parça parça edilip hiçbir şey anlaşılmayacak duruma gelebilir. Kitap öyle bir halde gelebilir ki o çok sevdiğiniz yazardan nefret edersiniz. Size bir sır vereyim hatta: Bazı kitapların çevirilerinin dili orijinallerinden daha akıcı. Neden acaba? Övgüler yağdırın, göklere çıkarın demiyoruz ama çevirmen adını atlamayın. Çünkü ciddi bir emek var.

Yoruma kitabın künyesi eklenmiş. Çok güzel bir davranış. Adı, yazarı, yayınevi, sayfa sayısı, kâğıt kalitesi, kapak tasarımcısı, editörü, genel yayın yönetmeni, hatta ciltli mi yoksa ince kapak mı olduğu. 

Bunları görmek gerçekten harika. Yazarın, editörün, kapak tasarımcısının, genel yayın yönetmeninin ve yayınevinde çalışan, o kitaba dokunan herkesin emeği çok fazla. Ya çevirmen? Adı yok.  Çünkü o kitap gökten önünüze öyle indi.

Çeviri hataları beni çok rahatsız etti.

Nedir bu çeviri hataları sorusuna gelen yanıt: Yazım hataları vardı. Doğru, yazım hatasını çevirmen yapmış olabilir, okurken editörün gözünden kaçmış olabilir. Matbaada da hata yapılmış olabilir ki bu başıma geldi. Yayınevi bir hata yapmış ve matbaaya giden dosyaları karıştırmış olabilir. Olmasa en güzeli ama olabilir. Bunun çeviri hatası olduğunu nereden çıkarıyorsunuz? Çeviri hatası bir cümlenin yanlış çevrilmiş olmasıdır, çevirirken tam ters anlam yüklemektir, orijinalinde yazanla ilgisi olmayan bir çeviridir. Bunu eleştirebilmek için o kitabın orjinaliyle karşılaştırmış olmak gerekir.

Savaş bölümleri çok yüzeysel geçilmiş, çeviriden kaynaklı olduğunu düşünüyorum.

Yaa, evet. Yazar uzun uzun yazmıştı ama ben savaşa karşıyım, o yüzden kırptım.

Şunu bir çevirsene, çoğu resim zaten, iki dakikanı alır.

Almaz efendim, iki dakikamı almaz. Çeviri iki dakika sürse de saatlerimi yer. O yüzden Hayır, çeviremem.

Ohh, ne rahatsın. Evde oturup bilgisayar başında yazıp duruyorsun.

Buna iki atasözüyle cevap vereyim: Davulun sesi uzaktan hoş gelir. Kazın ayağı öyle değil.

Uygun fiyata bir şeyler yaparsın, ne olacak ki zaten dil biliyorsun.

He, canım he. Biz bu işi hayır olsun diye yapıyoruz zaten.

İşin bir de aile, eş dost boyutu var… Bu boyutta evden çalışmak boş vakti olmakla eşdeğer.

Kısacası işin özü saygı… İnsana saygı, hayvana saygı, mesleğe saygı, emeğe saygı…

Bir gün olacak inşallah.

Affınıza sığınarak geçen gün meslektaşım Özden Özberber’in “Kitap çevirilerinde yazarın dili çok akıcı diyenlere gelsin,” diye paylaştığı şu karikatürü de şuraya koyuvereyim. İşin özeti bu:

15056313_10154801132223530_8114375822380092048_n

 

 

Reklamlar

One comment on “Çevirmen Delirdi

  1. M. Ihsan Tatari
    14 Kasım 2017

    Allah’ım… O tür mesajlar insanı hakikaten canından bezdiriyor yahu. Hayır, ben de çoğunlukla cevap veriyor ve elimden geldiğince yardımcı oluyorum ama bu tür davranışlar insanı canından bezdiriyor cidden. Bir de aşağılama aşmasına geçişleri yok mu…

    Ama başkasının yaşadıklarını okumak bayağı zevkliymiş 😛 Gülmedim dersem yalan olur, hem de hunharca 😀

    “Ohh, ne rahatsın,” diyenlere de atasözüyle cevap vermek gizli bir âdet galiba.Ben de hep “Dışı seni, içi beni yakar,” diye yanıtlıyorum o arkadaşları 🙂

    İyi güldüm sayende abla, eline sağlık ve bol sabırlar 🙂

    Liked by 1 kişi

Yorum Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: